‘İnsan toplumunun doğasıyla ilgili karanlıkta tutulduğumuzdan –genelde de doğanın
karşısında olduğumuzdan- bilim insanlarının endişeleri de beni ikna ediyor ki artık zar zor
yaşanabilir bir hale getirilmiş olan bu gezegenin tümden tahrip edilme olasılığıyla karşı
karşıyayız.’

Bertolt Brecht

Bir yıldan uzun süredir Dünya küresel bir salgınla mücadele ediyor, her gün binlerce insan,
aşısı bulunmuş olmasına rağmen, COVID-19 nedeniyle yaşamını kaybediyor. 1950’lerin
ortasından beri Dünya Sisteminin kendi doğal süreçleriyle onaramayacağı bir hızla meydana
gelen ekolojik yıkım ve bu yıkımın doğal bir sonucu olan iklim krizinin yarattığı bu pandemiye
karşı –birkaç ülke hariç- dünyanın tüm devletleri oldukça başarısız bir sınav veriyorlar.
Dünyanın ekonomik olarak en güçlü ülkelerinde bile tam bir kapanmaya gidilmemesi bize bir
kez daha egemen güçler için kapitalizmin çarklarının dönmeye devam etmesinin insan
hayatından daha önemli olduğunu gösteriyor. Tam da bu nedenlerle bugünümüzü ve
geleceğimizi anlayabilmek, neyle karşı karşıya olduğumuzu ve neye karşı mücadele ettiğimizi
doğru bir şekilde tanımlayabilmek için Ian Angus’un ‘Antroposen’le Yüzleşmek’ kitabını
okumak çok daha büyük bir önem kazanıyor.

19. Yüzyıl’ın başlarında sanayide odun, su, insan ve hayvan gücü kullanımının bırakılıp maden
kömürü kullanılmaya başlanmasıyla hem üretimle fosil yakıtlar arasındaki bağın, hem de
üretimin şehirlere taşınmasının bir sonucu olarak bugün yaşadığımız haliyle kapitalist
sistemin temelleri atılıyor. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ise fosil kapitalizmin durmak
bilmeyen kar ve büyüme ihtiyacı nedeniyle ekolojik yıkım dünya sisteminin doğal
döngülerinin çok ötesinde bir hıza ulaşıyor. Ian Angus bu noktadan referansla ekolojik
yıkımın ve onun doğal sonucu olan iklim krizinin tarihsel, bilimsel ve siyasal nedenlerini tüm
açıklığıyla gözler önüne seriyor.

‘Kapitalist ekonomi 4,5 milyon insanın dışkısı vasıtasıyla Thames nehrini korkunç bir masrafla
kirletmek dışında daha iyi hiçbir şey yapamaz’

Karl Marx

‘Alternatif’ başlığını taşıyan üçüncü bölümde ise asıl yüzleşmemiz gerekenin kapitalist sistem olduğunu belirtip, çevre aktivizmi ve sosyalizm arasında kurduğu güçlü bağlarla mücadelenin nasıl ve nereden başlaması gerektiğine dair çok önemli kanıtlar sunuyor bizlere. Ian Angus’un ekolojik adalet sağlanmadan sosyal adalet, sosyal adalet sağlanmadan ekolojik adalet sağlanamayacağı temeli üzerine yazdığı ‘Antroposen’le Yüzleşmek’ kitabı geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi anlamak ve yaşanabilir bir Dünya için mücadelemizi temellendirmek için önemli bir kaynak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here