fotoğraf MA

Telgraf Haber:

İZMİR – Afganistan’dan Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Seyid Muradi, yaşadıklarını “Ne evimizde ne de çalıştığımız işyerlerinde mutlu değiliz, bize kötü bakılıyor. İtiraz ettiğimizde ‘gidin’ diyorlar. Savaş var, nasıl gidelim?” diyerek anlattı.Afganistan’da Taliban’ın kontrol ettiği bölgeler genişledikçe, yollara düşen binlerce kişi, İran, Pakistan, Özbekistan ve Türkiye gibi yakın ülkelere göçmek zorunda kalıyor. Ülkelerini terk etmek zorunda kalan Afganlar, gittikleri her ülkede ırkçı uygulamalarla karşı karşıya kalıyor. Türkiye’de ise hem iktidar hem de muhalefet partilerin ayrımcı siyasetlerinden kaynaklı her gün saldırıya uğrayan mülteciler, geri gönderilme korkusu yaşıyor. Göç İdaresi verilerine göre, Türkiye’de 7 Temmuz ayı itibariyle toplam düzensiz göçmen sayısının 62 bin 687 olduğu belirtilirken, Afganistan’dan gelenlerin sayısının 25 bin 643 olarak kaydedildi. Türkiye’ye kayıt yaptırıp Uluslararası Koruma başvurusu yapan Afgan mültecilerin sayısı ise 2020 yıl sonu verilerine göre 22 bin 606 olarak kayıtlara geçti.

  SOKAKTA KALDILAR 

 Afganistan’daki savaştan kaynaklı 3 yıl önce Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Seyid Muradi, ülkelerindeki göç dalgası ve geldikleri ülkelerde yaşadıkları zorlukları anlattı. Muradi, göç hikayesini şöyle anlattı: “Annem, babam, ağabeyim ve üç kız kardeşimle beraber savaştan kaynaklı kaçtık. İlk olarak Van’a geldik, oradaki Göç İdaresi bizi Ankara’ya gönderdi. Ankara’dan da Zonguldak’a gönderildik. Orada ev bulamadığımız için 15 gün sokakta kaldık, Afgan olduğumuz için kimse bize ev ve iş vermek istemedi. Kentte hiç mülteciyle karşılaşmadık. Böyle olunca Ankara’ya geri dönüp halimizi anlattık. Bu kez de Kütahya’ya gönderdiler. Orada Afgan mülteciler vardı, ev bulmamıza yardımcı oldular.

Fotoğraf MA

” GÖÇ İÇİNDE GÖÇ ”

Muradi, Kütahya’da bir tekstil atölyesinde ağabeyiyle birlikte çalışmaya başladığını ancak bir süre sonra kız kardeşinin solunum yetersizliği yaşaması, kentte bulunan sağlık kurumlarında yeterli tedaviyi yaptıramadıklarından dolayı İzmir’e yerleşme kararı aldıklarını söyledi. Muradi, “Kız kardeşim hastalanınca İzmir’e gelmek zorunda kaldık. İlk olarak ben geldim, bir hafta parkta kaldıktan sonra kent içinde evlerin pahalı olmasından dolayı ev tutamadım. Burada tanıştığım Afgan arkadaşlarım bana Ödemiş’ten iş buldular. Oraya gidip işe başladım ve ev tuttum. Ailem de kısa bir süre sonra Ödemiş’e geldi” dedi.

ÇARESİZLİK  Ödemiş’te çiçekçilik, zeytin bahçelerinde çalışarak yaşamını sürdüren Muradi, “Göç idaresine kayıtlıyız ama sigortamız olmadığı için devlet hastanelerinde tedavi göremiyoruz, gittiğimiz zaman ‘sigorta kaydınız yok, gidin’ diyorlar. Çalıştığımız yerlerden sigorta istediğimizde işten çıkarıyorlar. Türkiye’de asgari ücretin bile altında çalıştırılıyoruz. Sanki biz bunu istiyormuşuz gibi bizi suçluyorlar. Patronlar mülteci olduğumuz için düşük ücret veriyorlar. Aynı işi yapmamıza rağmen… Biz de istemiyoruz düşük ücretle çalışmayı ama bu kez de işsiz kalıyoruz. Patron da devlet de biliyor çaresizliğimizi. Afganlı çalışmazsa Suriyeli ya da İranlı mülteci mecbur olduğu için bu koşullarda düşük ücretle çalışır” diye belirtti.

  DOLAŞAMIYORLAR 

 İzmir’de mültecilerin kent içinde özgürce dolaşamadıklarını dile getiren Muradi, bunun nedenini ise şöyle açıkladı: “Konak ve Alsancak’ta arkadaşlarım var, bazen onları görmek için geliyorum ama kimlik yoklamasına uğramaktan çok çekiniyorum. Çünkü hiçbir suçumuz olmadığı halde saatlerce bizi tutuyorlar. Bazı arkadaşlarımız sadece kayıt belgesini kaybettiği için geri gönderme merkezlerine götürülüyor. Kimliğini kaybetmeyenleri de götürüyorlar. Bu yüzden rahatça dolaşamıyorum.

 ‘HEPİMİZ İNSANIZ’

 Savaşı, göçü, mülteciliği, işsizliği ve güvencesizliği çok erken yaşta yaşamasından kaynaklı artık bir hayalinin kalmadığını ifade eden Muradi, ülkesindeki savaş ve göçe dikkati çekti. Muradi, ülkesindeki savaştan kaynaklı göç etmek zorunda kalan mültecilere yönelik siyasetçilerin ırkçı söylemlerine dair şunları dile getirdi: “Dünyanın neresine gidersek gidelim biliyorum onların gözünde hep mülteci olacağız. Mülteci olduğumuz için hep kötü bakıyorlar, nefretle konuşuyorlar. Ne evlerimiz de, ne de çalıştığımız işyerlerinde mutlu değiliz, siyasetçiler bizi hedef aldığında insanlar bize kötü bakmaya başlıyor. Küfürler ediyor. İtiraz ettiğimizde ‘beğenmiyorsanız memleketinize gidin’ diyorlar. Savaş var nasıl dönelim? Oysa hepimiz insanız…”  

MA / Sevda Aydın

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here