Telgraf Haber Merkezi

Türkiye Ormancılar Derneği, Rize’nin İkizdere ilçesinde Cengiz Holding tarafından açılmak istenen ve uzmanlar tarafından yörede doğal felakete sebep olacağı ifade edilen taş ocağına karşı değerlendirme raporu yayınladı. Raporda “İkizdere’de yaşananlar doğal varlıklarımızın acımasız talanına örnektir: Proje derhal iptal edilmelidir!” denildi.

Ormanları, dereleri, vadileri ve yerleşim alanlarını tehdit eden bu projeye karşı görüşlerini açıklamanın bir görev olduğu ifade edilen açıklamada, “Son yıllarda inşaat sektörünü ucuz hammaddeyle beslemek için açılan taş ocaklarının sayısı hızla artıyor. Yer seçiminde kamulaştırma bedeli ödememek için genellikle ormanlık alanlar ya da dere yatakları tercih edilmektedir. Bu tercih nedeniyle kamu kurumları ve şirketlerin ekonomik maliyeti bir miktar düşse bile, bu uygulamanın ekolojik ve sosyal maliyeti çok yüksek olmaktadır. Bu tür uygulamalar ülkemizin doğal varlıklarının nasıl bir talana maruz bırakıldığı ve olağanüstü doğal varlıkların nasıl değersizleştirildiğinin en açık kanıtıdır” denildi.

Raporda İkizderelilerin direnişinin meşru olduğu ifade edilerek “Ülkemizin en güzel, doğal zenginlik açısından en varsıl yörelerinden birinde, yöre halkının haklı olarak karşı olduğu taş ocağı projesinde halkın haklı mücadelesinin yanındayız ve tüm benliğimiz
ve mesleki duyarlılığımızla İkizderelileri destekliyoruz.” denildi.

İkizdere Cevizlik köyü yakınlarındaki taş ocağının tamamen yanlış bir yerde planlandığı belirtilen açıklamada, şu noktalara dikkat çekildi:

“Yöre insanını etkileyecek, mevcut yaşam birliklerini tamamen yok ederek bir faaliyet için ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilmesi ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Proje alanının çok yakınında köy yerleşimlerine ait ev ve diğer yapılar bulunmaktadır. Bölgede yaşayan halkın evlerine 230 metre, tarla ve tarım alanlarına ise 50-70 metre mesafelerde yılın neredeyse tamamında delme, patlatma, yükleme ve taşıma faaliyetlerinin öngörülmesi her şeyden önce fahiş bir planlama hatasıdır. Özetle doğrudan ve dolaylı olarak dere yatağına müdahale edilmiştir. Karadeniz Bölgesindeki sellerin büyük bir çoğunluğunun nedeni dere yataklarına yapılan müdahaledir. Şimdiden bölgede sel riskinin arttığını ve derelerden akan suyun kalitesinin erozyon nedeniyle bozulduğunu söylemek mümkündür. Yörede uluslararası sözleşmelere göre korunması gereken hayvan türleri bulunmakta olup, proje tanıtım dosyasında da bu türler açıkça raporlanmıştır.”

Can güvenliğini tehdit ediyor!

Türkiye Ormancılar Derneği’nin İkizdere’de yaşanan doğa katliamıyla ilgili değerlendirme raporunun sonuç kısmında ocak faaliyetlerinin acilen sonlandırılması çağrısı yapılarak olası olumsuzluklar maddeler halinde şu şekilde açıklandı:

1) Taş ocağında yapılacak patlatmaların, zaten heyelana duyarlı olan bölgede mevcut heyelanları tetiklemesi, yeni heyelanlara neden olması, can ve mal güvenliğini tehdit etmesi olasılığı oldukça yüksektir.

2) Raporda taş ocağında yılda 312 kere ve her seferinde toplam on tona yakın patlayıcı ile yapılacak patlamaların, projenin 230 metre uzaklığında yaşayan insanları özetle rahatsız etmeyeceği iddia edilmektedir ki bu asla kabul edilebilir bir değerlendirme değildir.

3) Açılması için çalışmalara başlanmış olan bazalt ocağının etki alanı içerisinde tapulu tarım, özellikle de çay arazileri bulunmaktadır. PTD raporunda çay alanları veya bahçe bitkileri üzerindeki toz misyonunun oluşturacağı olumsuz etkiler konusunda hiçbir değerlendirme yapılmamıştır.

4) Anılan faaliyetle ilgili gürültü ölçümleri ve açıklamaların yeterli duyarlılıktan yoksun hazırlandığı ortadadır. Yapılan gürültü hesaplamalarında hem ocak içinde hem de yollarda aynı anda faal olacak 150’ye yakın kamyonun gürültüsü değerlendirilmemiştir. İnsanlar ve tüm canlılar yıllar boyu 24 saat gürültüye maruz kalacaklardır. Bu kabul edilebilir bir akustik yük değildir.

5) Toz emisyonu için yapılan değerlendirme her türlü bilimsel ve insani yaklaşımdan varestedir. Her bir patlamada çıkması hesaplanan yaklaşık 4 ton tozun, nasıl olurda 17 kg seviyesine düşürülebileceğini anlamak çok zordur. Toz emisyonunun hesaplanmasında; taşıma yapan kamyonların yükü dahi hesaba dahil edilmemiştir.

6) Taş ocağı için daha uygun bir alternatifin bulunmadığı iddiası ise en basit tabirle ne bilimsel ne de insanidir. En uygun yer burası diye alternatif yer aranmaması kabul edilebilir değildir. PTD s.4’te “..makemenin bulunduğu alanda kurulması gerekliliği nedenleri ile alternatif bir alan arayışına gidilmemiştir. Tüketim yerlerine yakınlığı, ulaşım özellikleri ve ekonomik hammadde temini gör önünde bulundurulmuş ve söz konusu proje olanı uygun görülmüştü” denilmektedir. Oysa alternatifi olmayan bir yer varsa o da taş ocağı açılmaya karar verilen bu vadidir.

7) Türkiye’nin hemen her bölgesinde olduğu gibi burada da bitkilerin tohumlarının toplanarak korunacağı gibi bir algı yapılmakta ve bir şablon şeklinde aynı ifadeler burada yer almaktadır. Oysa, ülkemizin biyolojik çeşitliliği ancak doğal habitatlarıyla birlikte korunabilecektir.

8) Daha 13,45 ha buyüklüğündeki alanda çalışılacak ocak için faaliyetlere başlanmadan ve “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildikten sadece 40 gün sonra kapasite artışı için başvurulması başlı başına bir hukuksuzluktur.

9) Ocak için kazı faaliyetlerine başlanmadan ve sadece yol genişletme çalışmalarında dahi PTD’nda verilen taahhütlere uyulmamış ve dere yataklarına müdahale edilmiştir. Karadeniz Bölgesi’ndeki sellerin büyük bir çoğunluğunun nedeni dere yataklarına yapılan müdahalelerdir. Şimdiden bölgede sel riskinin arttığını ve derelerden akan suyun kalitesinin erozyon nedeniyle bozulduğunu söylemek mümkündür.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here