Makale

Bir gün tek başına – Hakan Aytaç

Yok hayır. Vedat Türkali’nin o unutulmaz eserinden bahsetmeyeceğim. Bu ara fazlasıyla gündem oldu zaten. Bahsedeceğim konu malum; Sedat Peker “bir gün tek başına” kaldı ve bir zamanlar birlikte yürüdüğü iktidarın öde gelen isimlerine savaş açtı.

Nedendi, nasıldı analizlerine girmeyeceğim. Şikâyetim başka. Sedat Peker, “bir gün tek başına” kaldı ve herkesin bir numaralı gündem maddesi haline geldi. Hepimiz de heyecanlanarak, umutlanarak, beklentiye girerek takip ettik. Çünkü muhalefetin sorması gereken hesabı sormaya başlamıştı. Muhalefetin halkta yaratması gereken heyecanı, umudu, beklentiyi o yaratmaya başlamıştı. Evet bu çok açık; bir “suç örgütü liderinin” sözlerinden medet umar hale geldik. Bu da bize dert olsun!

Çoğu kişi onun aslında ne kadar kültürlü olduğunu fark edip içten içe takdir etti. Çünkü memlekette kültürlü insanlar iyi yerlere gelemiyordu ve iyi yerlere gelenlerin de ne kadar cahil olduğuna artık şaşıramayacak kadar alışmıştık.

Bilip de söylemeye cesaret edemediğimiz ‘pislik’leri ortalığa saçıyordu da onun gemileri yakmaktaki cesaretinden dem vuruyorduk. Haksız kazanç elde edenlerin ipliğini bir bir pazara çıkarıyordu da biz ipin ucunun daha nerelere kadar gideceğini hevesle bekliyorduk. Haksız yere makam, mevki, konum elde edenleri rezil rüsva ediyordu da biz onların tuttuğu köşe başlarından birer ikişer nasıl ayrılmak ve ortalıktan kaybolmak zorunda kalmalarına tanık oluyorduk, zevkle.

Peker’i izlemek için çalar saatler kuruyor, uykumuzdan feragat ediyor, planlarımızı ona göre ayarlıyorduk. Çünkü milyonlarca seçmeni olan hiçbir muhalefet partisinin çekemediği ilgiyi çekmeyi başarmıştı. Yüz milyonlarca izlenmeye birkaç ayda ulaşırken on yıllardır, “Böyle bir şey olabilir mi?” demekten öteye gidemeyenlerden çok daha etkili olduğunu görüyorduk, utanarak.

Çakma gazeteciler, çakma solcular, çakma İslamcılar derken haksız mıydı söylediklerinde? Şüphesiz haklıydı. Etrafımızı her konunun çakması sarmamış mıydı gerçekten? Elbette bir Sedat Peker güzellemesi değil bu. Ama bütün bunlar doğru mu, değil mi? Peki bir “suç örgütü liderinden” medet ummakta kabahat bizde mi? Diyeceksiniz ki belgesiyle de konuşsan seni ya tazminata ya hapse mahkûm ediyor. Doğru. Peki vaziyeti bu kadar vahim hale kim getirdi? Bu hale gelmesine kim sebep oldu? Buna sebep olanın kendi başarısızlıkları olduğunu bal gibi bilmelerine rağmen, kimler vazgeçemediler koltuklarından, konumlarından, konforlarından? Temsil hakları bile birer ikişer ellerinden alınırken, her önüne gelen hapsedilirken neden çıkmadılar meydana? Neden rahatlarından ödün verip sokak sokak, mahalle mahalle, kapı kapı anlatmadılar haksızlığı, hukuksuzluğu, yolsuzluğu da herkes Pazar sabahlarını bekler oldu? Bir çift söz söylemekten imtina etti fikirlerine en güvendiklerimiz… Ahmet Şık buna cevabı çoktan verdi: “ ‘Muhalefet nerede?’ diye soranlar; muhalefetin kendisi olduğunu anımsayıp konforundan vazgeçtiğinde bitecek bu sessizlik.”

Unutmadan… Videolarda, masasına koyduğu kitaplar satış listelerini alt üst etmeye başladı. Çevirip sorsanız on kişiden dokuzunun tanımayacağı üstatlar keşfedilmeye başlandı. Bir mafya babası ülkedeki kitap okuma oranını artıyor adeta! Biz ise gülsek mi ağlasak mı bilemeyeceğimiz çelişkileri yaşıyoruz. Vedat Türkali görse, ne derdi bilemiyorum ama ondan alıntılayarak bitirelim, konuyu özetleyen cümlesiyle:

“Her yerde, her dönemde egemen güçlerin bağladığı yerde otluyordu aydın sürüleri; karanlığı yaratan da buydu. Aydın o sürüye katılmayana denirdi.”

Hakan Aytaç: 1989 yılında İstanbul’da doğdu. Aslen Trabzonludur. İstanbul Ticaret Üniversitesi’nde Bankacılık ve Finans bölümünü bitirdi, Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. “Yaratıcı Yazarlık Yöntemleri” üzerine eğitim aldı. Çeşitli gazete, dergi ve internet sitelerinde yazarlık ve editörlük yaptı. Levent Kırca’nın “Olacak O Kadar” programının skeç yazarları arasında yer aldı. Kent insanı ve kent yaşamı konularındaki yazılarıyla ödüller aldı. 2018 yılında yayımlanan “Tılsım: İstanbul” isimli bir romanı bulunmaktadır. Halen çeşitli gazete ve dergilerde yazıları yayımlanmakta olup hikâye, roman çalışmalarına devam etmektedir. Cafe-restoran işletmeciliği yapmaktadır. Evli ve ikiz çocuk babasıdır.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir