fotoğraf anka

Telgraf Haber:CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, koronavirüs aşısında yaşanan karışıklık için gündemine ilişkin, “Bu aşı işini beceremediler. Emin olun bizim belediyelere bu yetki verilseydi, bizim belediyeler bunun hepsini çözerdi. Bakın maske olayının tamamını çözdük. Üstelik bedava verdik. Üstelik hiçbir ayrım yapmadan bütün vatandaşlarımıza verdik. Dezenfektanı da verdik. Maskeyi de verdik” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bu gece Karar TV’nin canlı yayına katıldı, soruları yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkan satırbaşları şöyle:

BEŞ MASKEYİ DAĞITMAKTAN ACİZ OLAN BİR İKTİDARIN BU AŞI OLAYINI ÇÖZME ŞANSI ZATEN YOK: Beş maskeyi dağıtmaktan aciz olan bir iktidarın bu aşı olayını çözme şansı zaten yok. 100 milyon doz gelecek dediler, 10 milyon doz gelecek dediler. Sinovac’tan, Çin’den alacağız dediler, Biontech’ten gelecek dediler, ama sonuç nerede?  Alt alta dedim ki arkadaşlara, ‘Sağlık Bakanı’nın bugüne kadar aşı ile ilgili söylediklerini bana bir çıkarır mısınız’ diye. Hepsi birbiri ile çelişiyor. Verdiği Sözleri tutmayan birbiriyle çelişen açıklamalar.

ŞİMDİ TAM BİR GÜVENSİZLİK ÜZERİNE İNŞA EDİLEN BİR TABLO VAR: Aslında bu konu eğer samimi olarak çözülmek isteniyorsa ve hangi önlemlerin alınması gerekiyorsa, yani bizim bir Bilim Kurulumuz var. Bilim Kurulu’nun bir sözcüsü olur, sözcü çıkar der ki, şu şu şu… önlemlerin alınması gerekir. Siyasi iktidara düşen görevler nedir? Ekonomik açıdan, toplumsal açıdan, onları da siyasi iktidar yerine getirirdi ve vatandaş olarak biz de güven duyardık. Şimdi tam bir güvensizlik üzerine inşa edilen bir tablo var. Bu tablo içerisinde aşı geldi, gelmedi, tarih verdik. O tarihleri 6-8 hafta öteledik. Ya Allah aşkına buna yani kararı kim veriyor? Ben şahsen bilmiyorum. Sayın Bakan çıkıyor, açıklama yapıyor. Açıklamalar Bilim Kurulu’nun açıklamaları mı? yoksa kendi açıklamaları mı? yoksa Saray’ın açıklamaları mı? Bundan bir haberimiz yok.

BU YETKİ VERİLSEYDİ, BİZİM BELEDİYELER HEPSİNİ ÇÖZERDİ: İşin özü bu aşı işini beceremediler. Beceremeyeceklerini ben gayet iyi biliyorum. Emin olun bizim belediyelere bu yetki verilseydi, bizim belediyeler bunun hepsini çözerdi. Bakın maske olayının tamamını çözdük. Üstelik bedava verdik. Üstelik hiçbir ayrım yapmadan bütün vatandaşlarımıza verdik. Dezenfektanı da verdik. Maskeyi de verdik. Hatta pek çok şeyi kamu kuruluşları başta olmak üzere dezenfekte işlerini de biz yaptık. Belediyelerin eli, kolu bağlanmak istendi. Onu da aştık.  Bu da aşılabilir. Hadi siz yapamıyorsunuz, verin özel sektöre. Özel sektör getirsin aşıları. Ama dediğim gibi beceriksizlik o kadar sinmiş ki yönetim yapısına… Beceremiyorlar, yapamıyorlar. Tarih veriyorlar. Tarih tutmuyor. Bir süre sonra vazgeçiyorlar. Yeni bir süre veriyorlar. Anlaşılmaz.

BİR BUÇUK MİLYON İNSAN İSTANBUL’DAN AYRILDI. KIYILARA GİTTİLER: Şimdi bu akşam malum kapanma sürecine girdik. Bundan önce serbestti her şey. İnsanlar nerelere gittiler. Bir buçuk milyon insan İstanbul’dan ayrıldı. Kıyılara gittiler. Peki İstanbul’daki virüs buralara taşınacak mı? Taşınacak. Orada bu insanlar hastalandığı zaman, yeteri kadar kapasite var mı? Hastanelerde yatak kapasitesi var mı? Yok. Hepimiz biliyoruz yok. Siz eğer kapanmaya alıyorsanız, ulaşımı da engellemeniz gerekiyordu. Kişiler evlerinde oturacaklardı ve siz onlara bakacaktınız. Eğer bir hastalık olduğu zaman.

PEKİ BU İNSANLAR NASIL GEÇİNECEK?: Sorun çok, ama bunlar yönetemiyor. Bakın eve kapanma dediler. Kapattınız. Kapanma kararı doğru mu? Bana göre doğru. Ama kapanma kararı doğru, ama kapanmayla beraber ekonomik önlemleri alacaktınız. Bu insanları eve kapatıyorsunuz. Güzel. Nasıl geçinecek? Dükkanı kapattık. Kahveyi kapattık. Pastaneyi kapattık. Berberi kapattık. Taksici çalışmayacak. Peki bu insanlar nasıl geçinecek? E siz bir ekonomik paket açıkladınız mı? Bugün kısmen açıklandı. 5 milyar Türk lirası… Yine KOSGEB üzerinden borç vereceklermiş. Faizsiz borç verecekler. KOSGEB, yani üreticiye, fabrikaya verecekler. Esnaf ne yapacak?

50 KİŞİYE SAĞLANAN İMKAN 54 MİLYAR 600 MİLYON LİRA. ESNAFA NE VERİLECEK?: Esnafa veya vatandaşa yönelik ne kadar para ayırdılar? Bugün 5 milyar TL KOSGEB üzerinden ayrıldı. Ama ben size rakam vereceğim. Bana göre bu rakamlar çok önemli. İstanbul havaalanı işletmecilerine sağlanan avantaj 21 milyar lira. Geçiyorum otoyol işletmelerine, 2020 yılında bunlara verilen garanti ödemesi 10 milyar 100 milyon lira. Geçiyorum şehir hastanelerine sağlanan hizmet bedeli ve kira, 17 milyar 600 milyon lira. Elektrik üretim şirketlerine sağlanan bir avantaj var bu yıl içerisinde 3 milyar lira. Elektrik dağıtım şirketlerine sağlanan avantaj 2 milyar lira. Digitürk’ün katarlı ortağı vardı. Parayı ödemiyorum diyordu. Ona da 900 milyon sağlandı. Topladığınız zaman bunların sayısı 50’yi geçmiyor. 50 kişiye sağlanan imkan 54 milyar 600 milyon lira. Esnafa ne verilecek? Bütçe fazla verdi diyorlar. E bütçe fazla verdiyse bu parayı niye esnafa vermiyorsunuz? Bakın ben kredi demiyorum. Doğrudan doğruya hibe vereceksiniz. Çünkü bu adam çalışmak istiyor. Borç veriyorsunuz. Faiziyle beraber vereceksiniz.  İyi de dükkan kapalı nasıl ödeyecek? Dükkan açıldığında derhal para kazanmıyorlar ki. Tamamen plansız, tamamen kontrolsüz. Kendilerine göre oturuyorlar bir karar alıyorlar. Uygulanabilirliği yok. Vatandaş perişan halde.

GÜNDELİKÇİLER SOKAĞA ÇIKAMAYACAKLAR. NASIL YAŞAYACAK BU İNSANLAR?: Ben İstanbul’da gerçekten derin yoksulluğu yaşayan ailelere gerçekten gittim tanığı oldum. Evine ekmek götüremeyen… Kocası var çöpten kağıt topluyor. Eğer kağıt toplayıp satarsa aile geçinebiliyor. Satamazsa bitti. Şimdi bu sokağa çıkmayacak. Gündelikçiler sokağa çıkamayacaklar. Nasıl yaşayacak bu insanlar? Sosyal devlet diyoruz. Devlet olarak önce bunları düşüneceksiniz. Ama siz bunları düşünmüyorsunuz önce büyük ihale alan şirketlere her türlü imkanı veriyorsunuz.

O ZAMAN ŞİMDİ HARCAYACAKSIN 22 MİLYARI: Vatandaşın kafasında bir de şöyle bir soru var: Çok iyi de para yok ne yapsın hükümet? Para var efendim. Az önce söyledim 22 milyar lira bütçe fazla verdi diyorlar. Açıklamalar öyle. 22 milyar lira fazla verdi ne anlama geliyor? Ben vatandaştan tahminimden çok daha fazla vergi aldım. İki, hayır yani vergi almadım tasarruf yaptım. Harcamam gerekirdi bunları harcamadım tuttum.  O zaman şimdi harcayacaksın bu parayı. Kime vereceksin esnafa vereceksin. Günlük geçinen insana vereceksin.

O KANUNUN FELSEFESİNİ HALA BUGÜNKÜ İKTİDAR ANLAYABİLMİŞ DEĞİL: Bakın Hıfzıssıhha Kanunu 1930’lu yıllarda çıkmıştır. Bu tür olaylarda tüm masrafları devletin karşılayacağını kanun yazmıştır, o yıllarda. Aradan yıllar geçti. Türkiye büyüdü, gelişti. O kanunun felsefesini hala bugünkü iktidar anlayabilmiş değil. Zaten temel sorun da orada başlıyor. Özne insandır ve insanın mutluluğudur. Devlet insanın sağlığı için önlem alır doğru, ama ona bakmak zorundadır. IMF’in bir raporu yayınlandı. Türkiye, covid-19 dolayısıyla milli gelirinin yüzde 1.9’unu vatandaşa verebilmiş. Listenin en sonunda yer alıyoruz. Normalde vatandaşa vermesi gereken 70 milyar dolar olması lazım.

22 MİLYAR LİRAYI DAĞIT. FAKİR FUKARAYA VER: Bir fedakarlık dönemi. Evet herkes fedakarlık yapmalı. Yani eve kapan dediğiniz zaman herkes yüzde 100 bir asgari ücret verilebilir mi? Verilemez, imkan yok buna. Fedakarlığı herkes kendi geliri ölçüsünde yapmalı. Ona asgari ücret vermeyeceğiz, ama işte şimdi diyelim ki 100 lira veriyorsunuz hibe olarak. Ben bunu anlayışla karşılıyorum. Bu parayı nereden buluyorsunuz diye sormuyorum zaten. Burada temel sorulması gereken şey şu. Para var mı, yok mu? Bütçede var. Onlar söylüyorlar. İlk üç ayda bütçe, 22 milyar lira fazla verdi. 22 milyar lira fazla verdiyse yani devlet harcaması gereken yere harcadı 22 milyar lira da arttı. 22 milyar lirayı dağıt. Ver bu insanlara. Fakir fukaraya dağıt. Fedakarlığı kim yapacak? Şimdi kahveciye gel fedakarlık yap diyemezsin. Zaten dükkanı kapanmış. Esnafa, manava, simitçiye ya gel sen fedakarlık yap diyemezsin. Peki kim yapacak? Devletten büyük alacağı olan kişiler fedakarlık yapacak. Zaten senin alacağın döviz garantili. Zaten döviz arttıkça ben sana daha fazla ödeyeceğim. Ama sen bırak ben bu 54 milyar lirayı esnafa dağıtayım. Derin yoksulluk yaşayan ailelere dağıtayım. Bunları yaparsanız mesele çözülür.

PANDEMİ DÖNEMİNDE SİZ KALKTINIZ SARAYA YENİ LÜKS MERCEDESLER ALDINIZ: Hükümet, güven vermek istiyorsa, bir çıkacak millete diyecek ki: ‘Evet bir pandemi dönemi yaşıyoruz, ciddi anlamda paraya ihtiyacımız var. Ben de sosyal devletin gereği olarak vatandaşıma bakacağım. Hiç kimseyi yatağa aç yatırmayacağım ve bu fedakarlığı önce devlet olarak ben yapacağım. Tasarruf yapacağım ve israfı engelleyeceğim.’ İsraf olmayacak devlette. Bunu yapabilir mi? Yapabilir. Dünya kadar israf var. Allah aşkına 13 uçak benim mi? Pandemi döneminde siz kalktınız Saraya yeni lüks Mercedesler aldınız. Yahu arkadaş bu kadar araba neyinize yetmez? Bir yerden değil 5 yerden maaş alan var. E bu israf değil midir? Onların yerine siz en azından 100 tane asgari ücretli üniversite mezunu çalıştırabilirsiniz Sigortalı olarak. İstihdam yaratmış olursunuz. Bunların hepsi yapılabilir.

MERKEZ BANKASI KONTROLLÜ BİR ŞEKİLDE PARA BASABİLİR: Merkez Bankası kontrollü bir şekilde para basabilir. Ama bu parayı götürüp yine beşli çeteye vermeyecek. Bu parayı götürecek esnafa, vatandaşa verecek. Yoksulluk çeken insanlara verecek. Böylece yaşanan büyük dramları engelleyebilirsiniz.

BELEDİYELERİN VATANDAŞA YARDIM İÇİN TOPLADIĞI PARAYA EL KOYDULAR: Belediyelerin vatandaşa yardım için topladığı paraya el koydular. Bunu yasakladılar. Bunu serbest bırakması lazım. Çünkü kimin ihtiyacı var? En iyi belediyeler bilir. Sadece CHP’li belediyeler de değil. AK Partili belediyeler de gayet iyi bilirler. Gider yardımı yaparlar. Bunun önünün açılması lazım. Biz bütün belediyelerimize talimat verdik. Suyu kesmeyeceksiniz. AKP’nin de şunu yapması lazım. Elektriği kesmeyeceksiniz. Borcu var diye elektriğini keserseniz bu insan nasıl yaşayacak?

MERKEZ BANKASI DOLAR SATAR MI? SATABİLİR TABİ: Merkez Bankası dolar satar mı? Satabilir tabi. Nasıl yapıyordu bunu? Şöyle yapıyordu. İhaleye çıkıyordu. Onların bir odaları var. O odaya herkes giremez. Merkez Bankası’na… Güvenlik odası gibi, sağır oda gibi kritik bir oda. O odada dolar alım satımı yapılır. Ne alıcı ne satıcı birbirini bilmez, ama Merkez Bankası onları bilir. İhale ilanı verilir. Bankalar ihaleye katılırlar. Sonra Merkez Bankası bunu kendi sitesinde yayınlar. Şu kadar doları şu kadar kur üzerinden sattım diye. Şimdi bu yok. 128 milyar dolar satılıyor. Kime satıldığı belli değil. Satan kim? Merkez Bankası değil. Satan Hazine. Hazine, Merkez Bankası’ndaki doları satabilir mi? Dolar kuru üzerinden işlem yapabilir mi? Hazinenin öyle bir yetkisi de yok. Bu yetki Merkez Bankası’na ait. Şimdi başkalarına verirken hangi kur üzerinden verildi? Biz bunu öğrenmek istiyoruz.

4 MİLYAR DOLAR İÇİN KIYAMETİ KOPARDI: Erdoğan ilk geldiğinde yolsuzluk komisyonu kuruldu. O komisyonda ben de görevliydim. 4 milyar dolar için kıyameti kopardı. Nasıl olur siz bunu bir gecede satarsınız? Dolar yükseldi, devletin kaybı var. Kıyameti kopardı. Hep beraber üzerine yürüdük. Şimdi 128 milyar dolar… Kimse bilmiyor. Bakın Merkez Bankası Kanunu Madde 22, döviz rezervlerinin yönetimine ilişkin usul ve esaslarının tespitiyle ilgili düzenlemelerini yapmaya Banka Meclisi görevlidir. Bu yetki, ellerinden alındı. Hayır efendim. Kanunla bir kişiye verilen görev protokolle devredilemez.

‘128 MİLYAR DOLAR NEREDE?’ SORUSUNU CEVABI KESİNLİKLE ORTAYA ÇIKACAKTIR: 2020 yılı para kur politikası raporu var. Merkez Bankası, diyor ki orada: döviz kuru bir politika aracı olarak kullanılmamaktadır diyor. Siz aldınız parayı. Harcadınız. Birilerine verdiniz. Düşük kur üzerinden aldılar. Köşeyi dönüler. Dolar yükseldi. Sonra fatura hepimize çıktı. Peki bu açıklamayı yapan arkadaş, Merkez Bankası’nın rezervlerinin eksi 60 milyar 400 milyon dolar olduğunu biliyor mu? Bilmiyor. Ama Merkez Bankaları’nı takip eden bütün uzmanlar eksi 60 milyar dolarlık rezerv olduğunu biliyorlar. ‘128 milyar dolar nerede?’ Sorusunu cevabı kesinlikle ortaya çıkacaktır. Çünkü bunların kayıtları var.

ERDOĞAN GERÇEKTEN DE TÜRKİYE AÇISINDAN ARTIK BİR MİLLİ GÜVENLİK SORUNU: Biden bizi perişan eder mi diye bir ruh hali içine bürünmüş vaziyetteler. Acaba kendimizi nasıl çevirebiliriz diye bir arayış içindeler. NATO’ya da bağladılar bütün umutları. Orada Biden’le yan yana gelecekler, oturup konuşacaklar, artık Biden bizi affet mi diyecek? Başka bir şey mi diyecek nedir bilmiyorum ama Erdoğan gerçekten de Türkiye açısından artık bir milli güvenlik sorunu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here