Hayat gailesi mi? Boşverin onlar yaratılmış utanç bahaneleridir. Yaşamımızda üretilmiş o kadar çok batıl bahane, kötülüklerin beslediği bencillik teraneleri, pislik, kokuşmuşluk, rezillik, berbatlık, doğuştan boktan fıtrat tellalları var ki, insanın bir gününü çalarlar, çaldıkça haftalarını, çaldıkça yıllarını ve nihayetinde hayatını çalarlar.

Dama çıktım. Gece basmış epeyce soğuk inmiş ve yıldızlar üşüyüp kaçmıştı. Denizden gelen esinti de bir ıslık sesini andırır incelikte bana serenad yapıyordu. Sağa doğru döndüm alabildiğine zeytin bahçeleri uzanmış akşamın derin uykusuna gitmeden son bir kez dallarını birbirine yavaşça vurarak “iyi geceler” diye fısıldıyorlardı. Sola döndüm, bahçelerin bitiminde olduğum için doğuya doğru geniş bir arazi sakinliğini koruyor ve ekilmiş ürünlerine ev sahipliği yapıyordu. “Bu gece don olmaz inşallah” diye içimden geçirdim.

Bütün gün kalemim elimde bir duvar, bir kapı ve bir pencere çizmiş, içi boş olan bu sayfanın nasıl dolacağını düşünmüştüm. Arada mırıldanmış ve “ufak tefek taşlar” diyerek yiğitlere seslenmiştim. Güneş tüm gün çıkmamış ve bulutların esiri olmuştu. Tarhana çorbası pişirmiş ve çok sevdiğim salatalık turşusu, mantarlı et kavurma ile öğleyin; ki hiç öğlenleri bu kadar yemek adetim değildi, kendime bir ziyafet çekmiştim. Akşam ise sadece çorba içmiş ve kırmızı kazağımı giyerek şimdi çıktığım damda çalan kemanı dinliyordum.

O keman ki, ne Topol’un yaşam mücadelesinin rengini, ne Vanessa’nın hırçınlığını, ne de Suna’nın yüzündeki derin çizgilerin nedenlerini anlatmıyordu. Geceye nazire yaparcasına Sevginin ezgilerini dinlerken bu kız bu şarkıları bu kadar içten nasıl söylüyor diye düşünüyordum. Sadece beş on ağaç ötede oturuyordu ve geceleri O da derinlerde gezmeye bayılırdı.

Ama ben damımın bu korunaklığı içinde rüzgârı, kemanı, dalların vurgusunu ayırt edebiliyor ve içimden mırıldanıyordum: “ekmek kadar temiz su gibi aydın” gönüller daima güzel yaşamalıydı. Düşünürdüm insan her sabah uyanır, aşık olmaya başlar, tüm gün sevgilerini paylaşır, alır verir, sarılır, öper, öpülür, koklanır ve geceye uzanırken kalan güne bakar, “ne güzel bir gün idi” dese; çok mu şeydir?

Hayat gailesi mi? Boşverin onlar yaratılmış utanç bahaneleridir. Yaşamımızda üretilmiş o kadar çok batıl bahane, kötülüklerin beslediği bencillik teraneleri, pislik, kokuşmuşluk, rezillik, berbatlık, doğuştan boktan fıtrat tellalları var ki, insanın bir gününü çalarlar, çaldıkça haftalarını, çaldıkça yıllarını ve nihayetinde hayatını çalarlar.

Ama bu Dam, evimin damı; beni erişilmez kılar, korur ve bana ulaşılmasını önler. Çünki korkarlar soğuktan, görünmeyen yıldızlarımdan, rüzgarımın bana ulaşmasından, zeytinlerimin o kuvvetli dallarından şamar yemekten, kemanın o kudretli müziğinden… hep korkarlar.

Ben kiremitlerimi hiç yenilemedim. Doğduğumda ne ördüysem hala onlardır, birbirlerine sımsıkı bağlaşık, yan yana, sağlam ve beni hiç üzmeyen kiremitlerim…

Bakın, bu damda yer çok, gelin kapıma, kedim sizi koklasın. O anlar nasıl insan olduğunuzu. Nasıl mı? Bu bir sır. Kediye sorun O anlatsın, ama sakın dikte etmeyin. Zira kokunuzda insanlığınızın DNA’sı vardır…Saklayamazsınız. Eeee, geliyor musunuz?

1Attila Turnaoğlu – 953 yılında İstanbul’da doğan Turnaoğlu, Lise öğrenimini Kadıköy Maarif Koleji’ndetamamlamıştır. ODTÜ Endüstri Mühendisliği’nde yüksek öğrenimini tamamlayarak 1979 yılında iş hayatına atılmıştır.İş hayatında sırasıyla STFA Grubu’nun çeşitli şirketlerinde (1979 – 1994) Yöneticilik yapmıştır. Daha sonra İntermak grubunda Genel Koordinatör olarak görev aldıktan sonra 1995 – 2001 yılları arasında Transtürk Holding Aş – Israel Jv ortaklığı şirketlerinde Gübre, Fide üretim ve pazarlaması konularında görev almıştır. Daha sonra bir müddet müşavirlik yapmış olup, 2005 -2014 yıllarında Koca Grup bünyesinde Çeşitli Yurt Dışı Projeler Koordinatörü olarak Endüstriyel Tesisler, çeşitli alt yapı inşaat işleri faaliyetlerini yürütmüştür. Ardından Bionas Tarım LTD Şirketinde Genel Müdür olarak Rusya’da Organik Tarım üretimi ve Avrupa Birliği Ülkeleri, USA ve Kanada’ya satışlar gerçekleştirilmiştir.Orta öğreniminden beri müzikle uğraşmış, şarkı sözleri ve şarkılar üretmiştir. Şiire meraklı olup üniversite döneminden bu yana şiirler yazmaktadır. Bir dönem roman yazma konusuna da eğilmiş ancak yazdıkları basılmamıştır.YouTube kanalında şarkılar, şiir okumaları, video yapımları mevcut olup ileriye dönük Şiir kitabı basmayı amaçlamaktadır. Denenmemiş çalışmalara meraklı olup Foto-Şiir çalışmaları yürütmektedir. Yaşama ait kısa yazılar yazmaya da çalışmaktadır.

Bir Cevap Yazın