ETLGRAF HABER-

Hafıza Merkezi’nin Kürt meselesi kapsamında siyasi barış ve güç paylaşımı konusunu ele aldığı raporu, ademi merkeziyetin imkanları ve sınırlarını tartışıyor.

Hakikat Adalet Hafıza Merkezi (Hafıza Merkezi), “Kürt Meselesi ve Siyasi Barış Bağlamında Güç Paylaşımı ve Ademi Merkeziyet” başlıklı raporunu yayınladı.

Rapor, “Güç paylaşımı bağlamında ademi merkeziyet, Türkiye’nin Kürt meselesinde siyasi barışı sağlayabilir mi?” ve “Güç paylaşımı kapsamında ademi merkeziyet, Kürt meselesinden öteye neler vaat ediyor?” sorularından hareketle ademi merkeziyetin imkanları ve sınırlarını, 2013-2015 Çözüm Süreci ve sonrasını merkeze alarak tartışmaya açıyor.

Akademisyen Cuma Çiçek tarafından kaleme alınan rapor, Kürt meselesi ve ondan kaynaklı çatışmaların, bugüne kadar Türkiye’de siyasal alanda otoriterliğin, ekonomik alanda eşitsizliğin inşasında oldukça kullanışlı bir kaynak işlevi gördüğüne dikkat çekiyor:

“Bu anlamda güç paylaşımı ve ademi merkeziyet, sadece Kürt meselesinin çözümü ve siyasi barışın inşası açısından değil, aynı zamanda Türkiye’de sosyo-politik ve sosyo-ekonomik alanın bir bütün olarak dönüşümü için önem arz ediyor.”

Başarsızlıkla sonuçlanan üç çözüm girişimi

Çiçek, son yirmi yılda, Kürt meselesinin çözümüne dönük üç büyük diyalog süreci geliştiğini ifade ederek bunların, 1999- 2004 İmralı Süreci, 2008-2011 Oslo Süreci ve 2013-2015 Çözüm Süreci olduğunu söylüyor.

Her üç girişimin de başarısızlıkla sonuçlandığını belirten Çiçek, söz konusu dönemde Öcalan, PKK/KCK ve DBP-HDP hattında değişken talepler dile getirildiği görüşünde:

“Demokratik cumhuriyet, demokratik özerklik ve yerel demokrasi gibi farklı kavramlar etrafında formüle edilen öneriler, yerel ölçekte idari ademi merkezileşmeden bölgesel idari ve siyasi ademi merkeziyete kadar farklı modeller içerdi. DBP-HDP dışındaki Kürt muhalefeti, çoğunlukla federasyon talebinde bulundu. Bununla birlikte güç paylaşımını içermeyen ‘demokratik cumhuriyet’ tezini desteklemezken özerklik önerisini, Kürt meselesinin ‘nihai çözümünü’ kolaylaştıran bir ara çözüm olarak destekledi.”

Geriye düşüşün temel dinamikleri

Başarısızlıkla sonuçlanan 2013-2015 Çözüm Süreci sonrası dönemde, siyasi güç paylaşımı konusunda Türkiye’de büyük bir geriye düşüş yaşandığını vurgulayan Çiçek, yaşanan bu geriye düşüşü, beş temel dinamiğe bağlıyor:

  • Bunlardan ilkini Çözüm Süreci’nin başarısızlıkla sonuçlanması sonrası kentlere taşan çatışmalar oluşturuyor.
  • 15 Temmuz askeri darbe girişimi ve ardından ilan edilen OHAL ikinci ana dinamiktir.
  • OHAL ile bağlantılı üçüncü dinamik olarak kayyum politikası ve uygulamalarının altını çizmek gerekir. Kayyumlarla birlikte HDP’nin yönetimde olduğu tüm il ve ilçelerde belediyeler fiili olarak ortadan kaldırıldı, valilik ve kaymakamlıkların bir alt birimine dönüştürüldü. Daha da önemlisi, Kürt coğrafyasında başlayan kayyum politikası, bir siyaset anlayışı ve yönetim tekniği olarak Türkiye geneline yayıldı.
  • Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adıyla uygulamaya giren “Türk tipi başkanlık sistemi” dördüncü dinamiği oluşturuyor. Bu sistemle beraber idari ve siyasi güç, bir yandan yürütme odaklı yeniden merkezileşirken bir yandan da tüm yerellere yayıldı.
  • Son olarak, Kürt meselesinin jeopolitik dinamiklerinde, son beş yılda meydana gelen değişimlerin altını çizmek gerekir. Bu dönemde Kürt meselesi, geçmişle kıyaslanamayacak düzeyde uluslararasılaştı ve Türkiye’nin bir iç sorunu olmaktan çıkarak ABD ve Rusya’nın doğrudan müdahil olduğu sınır-ötesi ve bölgesel bir soruna dönüştü.

Ademi merkeziyet konusunda beş temel engel

Çiçek raporda, Kürt meselesinin yaklaşık iki asırlık tarihsel ve siyasal inşa süreci dikkate alındığında, güç paylaşımı ve ademi merkeziyet konusunda beş temel engelin altı çiziyor:

  • Türk devleti ve ana akım Türk siyasetine hâkim olan beka söylemi ve tarihsel güvenlik kaygısı,
  • Aşırı merkeziyetçi devlet ve siyaset geleneği,
  • Bölgesel eşitsizlik ve ekonomik kaynakların merkezileşmesi/kümelenmesi,
  • Kürt çatışmasının ademi merkeziyet üzerindeki gölgesi,
  • Türk siyasetinin Kürt meselesine dair sınırları ve Kürt meselesinin araçsallaştırılması.

İmkan ve fırsatlar

Çiçek, engellere karşın, ademi merkeziyet konusunda beş ana imkan ve kaynak ile üç temel fırsat bulunduğu ifade ediyor.

Temel imkan ve kaynaklar:

  • Ademi merkeziyet konusundaki tarihsel birikim,
  • Kamu yönetimi bağlamında ortaya çıkan yerel ve bölgesel yönetim deneyimi,
  • Yerel ve bölgesel idareye dair 2000 sonrası reform girişimleri,
  • Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda ana akım siyasi partiler arasındaki mutabakat,
  • Türkiye’nin siyasi coğrafyası.

Ademi merkeziyetin sağlayabileceği temel fırsatlar:

  • Kapsayıcı ve dengeli büyüme,
  • Kamu idaresinin modernizasyonu ve rasyonalizasyonuyla kamu hizmetlerinde etkinlik ve verimliliğin artırılması
  • Dikey düzlemde bir denge ve denetleme gücünün oluşturulmasıyla demokrasinin güçlendirilmesi.

“İki seçenek öne çıkıyor”

Çiçek’e göre söz konusu engeller ile imkanlar, kaynaklar ve fırsatlar değerlendirildiğinde iki seçenek öne çıkıyor:

  • İl ölçeğinde idari ademi merkeziyet
  • Coğrafi bölgeler temelli idari ve siyasi ademi merkeziyet.

Çiçek, “Birinci seçenek kısa vadede Kürt meselesinde şiddet sayfasını kapatma potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte, kapsayıcı ve istikrarlı bir çözüm için siyasi güç paylaşımına imkan tanıyacak ikinci seçenek, daha rasyonel bir tercih olarak öne çıkıyor. İkinci seçenek ayrıca Kürt meselesi gibi devlet-altı kimlik temelli teritoryal bir çatışmanın çözümünü demokratikleşme, kapsayıcı ve dengeli mekânsal büyüme ve kamu idaresinin rasyonalizasyonu sorunlarıyla ilişkilendirerek kapsayıcı bir model sunuyor” diyor.

Proje hakkında

Hafıza Merkezi’nin Türkiye’de toplumsal diyalog ve barış inşasına katkı sunmak amacıyla Olof Palme International Center ile işbirliği içinde yürüttüğü proje kapsamında hazırlanan rapor Kürt meselesinde siyasi barışın inşasına yönelik farklı konularda yayınlanacak araştırma serisinin ilki.

Hafıza Merkezi, çözüm süreci boyunca sıkça tekrar eden demokratikleşme, ademi merkeziyet ve yerel yönetimlerin rolü, kolektif ve kültürel haklar, geçiş dönemi adaleti ile geçmişle hesaplaşma gibi kavramların ve bu kavramlar etrafında yürüyen siyasi tartışmanın bugün Türkiye siyaseti için hala çok önemli olduğunu ifade ediyor:

“Bir adım öteye gitmek gerekirse, bu kavramların ve siyasi tartışmaların tamamı bugün Türkiye siyasetinde kılık değiştirerek, farklı biçimlerde ve başka meselelerle ilişkilendirilerek devam ediyor. Hafıza Merkezi olarak bu kılık değiştirmiş terimlerle yürüyen tartışmayı olabildiğince barış alanına çekmeyi, bunu da proje ekseninde yürütülecek araştırmalar yoluyla yapmayı hedefliyoruz. Dolayısıyla araştırma konuları hem Kürt meselesindeki barış tartışmaları hem de çözüm sürecinin bitmesinden sonra Türkiye’de yaşanan diğer siyasi gelişmelerle ilişkili olarak ele alınıyor.”

Cuma Çiçek hakkında

Cuma Çiçek 1980 yılında Diyarbakır’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Diyarbakır’da gördükten sonra, 2004 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nü tamamladı. Aynı üniversitede, 2005-2008 yılları arasında, Şehir ve Bölge Planlama Yüksek Lisans Programı’nı bitirdi.
2009-2014 yılları arasında, Paris Politik Etütler Enstitüsü’nde (Institut d’Etudes politiques de Paris – SciencesPo) Siyaset Bilimi Anabilim dalında, siyaset sosyolojisi ve kamu politikaları/eylemleri alanında doktorasını tamamladı. Birikim, Praksis, İktisat, Turkish Studies, Dialectical Anthropology, Middle East Report dergilerinde Kürt meselesi, Kürt İslamcılığı, yerel yönetimler, bölgesel eşitsizlik, sınıf ve kimlik ilişkileri, çatışma çözümü ve toplumsal barış inşası konularında makaleleri yayımlandı.
Barış Vakfı kurucuları arasında yer alan ve Diyarbakır Siyasal ve Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (DİSA) üyesi olan Çiçek, Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü (Institut Français d’Etudes Anatoliennes – IFEA) bünyesinde akademik çalışmalarını sürdürüyor.

Haberi yayına hazırlayan Bianet

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here