Bilirsiniz, klasik anlamı ile bir şairin şiirine karşılık bir başka şairin yazdığı bir şiirdir. Çok eskilerde Edebiyatımızda birbirine nazire yazılan şiirleri toplayan nazire mecmuaları vardı; şimdilerde adı sanı yok.

Nazireyi yazan Şair kendisinin yazacak konusu kalmamış da başkalarından etkileniyor veya taklit ediyor gibi bir sıkıntı ile yazmamaktadır. Üstat kabul ettiği bir Şaire takdirlerini gönderme veya Şairin beğendiği bir şiiri karşılığında gönülden dile getirdiği dizeleri sunmak amacı taşımaktadır.

NAZIM HİKMET, 15 Ocak 1902 de doğmuştur. Hayatı boyunca yazdığı şiirler Türkiyeli insanları derinden etkilemişken, dünyanın birçok ülkesinde okunan şiirleri karşısında bu etkilenme yıllar boyu sürmektedir.

O’nun onlarca şiirlerinden birkaç tanesine yazdığım Nazireler ile onu bugün anmak istiyorum. Şiirleri biliyorsunuz, burada sadece Nazireler yer alıyor.

NAZİRE – DÖRT GÜVERCİN – Nazım Hikmet

yok artık
ne güvercin ne de su
vurmuyor güneş beynime
işte dışarıdayım
temiz hava nafile
insanlar kederli bitmezcesine
kanat yok
ne sırtta ne yürekte
toprak yok ne bahçeye ne kefene
güneş hala dürtüyor iki huzme
diyorum ki anneme üzülme
işte dışarıdayım güneşte
lokma yok
ne cepte ne cepken de
ben kenarda bir garip yazar
imam küreği kazar da kazar
gidiyoruz henüz alaca
gidiyoruz azar da azar

NAZİRE – KALDI – Nazım Hikmet

gülüşün fotoğraflarda
sevdiğin uzaklarda
kursağında mutluluğun
sokakta çocukluğun
bardağın yarısında çayın
kalıyor işte
kalıyor da sen neredesin
uzaklarda ve fotoğraflarda yoksun
sokaklar boş yoksun
mutsuzluğun sanki yarım bardak çay gibi
kalıyorsun benden uzak
ey hayat
benden uzak durma
can verdiklerinden ayrı kalma
ümit verdiklerine gerçeği anlat
pisliklere dök çamaşır suyunu
kötüyü uzak kıl
ey hayat
yakın ol içimizde
ne ben sensiz
ne sen insansız olamazsın
ha gayret

NAZİRE – EN GÜZEL DENİZ – Nazım Hikmet

ben denizi hemen görmek istiyorum
çocuklarımızın da büyürken denizin güzelliğinin farkında olmasını
en güzel çocuklar onlar
bize gurur verecekler
bizim yaşayamadık diye hayıflandıklarımızı onlar yaşasınlar
henüz söylenmemiş sözler artık merak konusu olmaktan çıktı
konuşmak gerek akşam oluyor
güneş doğarken hep karartma uygulanıyorsa
bir kurşun atmalı perdeye perdeciye
söyle usta söyle be, çıksın şu gıcık boğazlarımızdan

NAZİRE – ÇOK YORGUNUM – Nazım Hikmet

yorgunluğum çok koştuğumdan değildir
gittiğim yoldan dönememenin bedelidir
hasretimin yüreğime işlemesidir
şimdi gidemem o mavi limana
kalem tutmaz elimi adımı yazmam deftere
kaptan sen götür adımı seslen çınar yanı kubbeden
hasretimi oku minareden
oku ki duyulsun hep var olacağım
yazdıklarım onlara bu derin gönlümden

Nazım Hikmet’e bütün saygım ile…

Attila Turnaoğlu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here