Birçok kadının tatmak istediği bir duygudur annelik duygusu. Bir kere tattın mı, seni içine alan, geri dönüşü olmayan ve vazgeçilmez bir duygu. Aylarca içinde küçücük bir hücreyi sevgiyle, sabırla belki biraz da endişeyle besleyip büyütmek ve zamanı geldiğinde kucağına almak dünyadaki her annenin değişmez tek dileğidir.

Hangi coğrafyada, hangi dilde ve dinde olursa olsun annelik evrenseldir. Yaşanan doğum sevinci gibi kaybetme kaygısı veya evlat acısı da evrenseldir. Üstelik hiç azalmayan ve asla son bulmayan bir acıdır.

Yaşadığımız ülkede sıkça yaşanan çocuk cinayetleri içimizi yakıyor. Kaçırılan, günlerce bulunamayan, biz büyüklerin ihmalleri üzerine kazaya kurban giden ya da sorumluların bir şekilde ölümlerine sebep olduğu o küçücük, masum canlılar. Oyun parklarında, bahçelerde ve okullarda olmaları gereken çocuklarımızı toprağın altına koymak hiç bir annenin yaşamak istemediği ve her zaman korktuğu bir duygudur. Ürperten, düşünmesi bile korkunç bir duygu.

Her anneler gününde tozpembe bir dünya ve ülke çizen siyasiler ve sermaye çocuk işçiliği, çocuk cinayetleri veya şiddete uğrayan kadınlar ve çocuklar yokmuş gibi davranıyor. Sermaye bunu alışveriş tutkusuna çevirmiş durumda. Ütüler, düdüklü tencereler, diğer ev aletleri ve çarpıcı reklamlarla “Anneler Günü” tanımı yapılıyor. Annem daha iyi çalışsın, ev işlerini daha kolay yapsın! Peki, bu çocukların düşüncesi mi? Yoksa erkek egemen zihniyetin sonucu mu? Oysaki çocuklar böyle düşünmez. Onlar sadece sever ve sevilmek ister.

Salgın nedeniyle alışveriş merkezlerinde büyük çekici indirimleri göremiyoruz ama sanal ortamda medyada, “ Anneler Günü” kampanyaları hızla sürüyor. Bu günlerde evlatlarını yitirmiş annelerin acıları tekrar tekrar alevleniyor.

“Ceylanke parçe parçe”!’Saliha Önkol. O bir anne! Kızının, biricik Ceylan’ın narin ve küçük vücudundan geriye kalan parçaları eteğine toplayıp, ciğerini daha doğrusu geriye kalan parçaları ağzının içine almış, ağzında taşımış otopsi için, o ağır yükü karakola götürmüş. Çünkü savcı can güvenliği gerekçesiyle olay mahalline gelmemiş ve otopsi karakolda yapılmak zorunda kalmış. Saliha Önkol, bir anne! Ceylan ‘ı hayvan otlatırken elinden almış büyüklerin savaşı! Canını, yavrusunu…

Ceylan’ı dokuz ay karnında taşımış, hastalandığında başında beklemiş, yemeden içmeden zorluklarla büyütmüş bir anne. Bedenine, yüzüne bir kez bakamadan, sarılıp öpemeden; biricik kızını, koymuş kara toprağın altına. Küçücük yaşta ne yaşamı ne de bedeni kalmıştı Ceylan’ın. Paramparça olmuştu tüm hayalleri; oysa yaşasaydı yirmi dört yaşında olacaktı Ceylan.

“Kızım kaybolduğu andan beri Kur’an okudum. Acırlar, belki bırakırlar diye. Meğer ona çoktan kıymışlar“ Songül Aslan, o bir anne! Günlerce kızının gelmesi beklemiş ve bu bekleme süresince elinden gelen tek şeyi yapabilmiş, sadece dua etmiş. Tanrı’ya kızının, evine, kollarının arasına dönmesi için yalvarmış.

Türkiye’de yıllardır bitmek bilmeyen kadın cinayetleri, binlerce annenin kaderi haline gelmiş. Her gün basından duyduğumuz, zaman zaman içinde yer aldığımız kadın cinayetleri. Sonu yok! Olmayacak da! Niye; çünkü ne cezalar ne de toplumsal yargılar bitirmeyecek içimizdeki eksilen kadınları ve onların duygularını. İçimizde nefret ve öfke yaratan o haberlerden birinin de kendi kızı Özgecan’ı olacağını nereden bilsin?

“Benim kuzumu Allah almadı… ” Gülsüm Elvan. O bir anne! 269 gün boyunca her gün ölen, bir umut, bir mucize bekleyerek günden güne eriyen bir anne. Ama beklediği mucize yerine oğlunun küçücük cansız bedenine sarılan, ona doyamayan bir anne. Daha 15 yaşında ömrünün baharında ölen Berkin’in annesi. Ne hayaller, ne umutlar hepsi yarıda kaldı ve Berkin gökyüzüne bembeyaz bir güvercin gibi uçtu. O hep 15 yaşında… Acısını paylaşmaya çalışan milyonlarca insan, gözyaşları içinde uğurlamıştı biricik oğlunu.

Bizler anneler gününde pırlanta yüzükler pahalı hediyeler istemiyoruz. Bizler anneler gününde ‘Cennet anaların ayağı altındadır ’diye medyada boy gösteren o kocaman adamların kuru ve aldatan laflarını duymak istemiyoruz.

Annenin dini, dili ve ırkı olmaz, annelik evrenseldir. Annelik, sevgi, kaygı ve umuttur.

Biz Türkiyeli anneler ne istiyoruz biliyor musunuz? Anneler gününde sadece, mutlu ve huzurlu bir ülkede, çocuklarımızı büyürken görmek istiyoruz.

Biz çocuklarımızı büyütürken sadece yaşlanmak istiyoruz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here