Yüksek Öğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçları açıklandı. Tercihler yapıldı, sonuç bekleniyor. Öğrencilerin de ailelerin de kafası oldukça karışık. Açıklanan YKS verileri de bir garip. Başarısızlığın üstünü örtmek için verilerle oynanmış izlenimi veriyor insana.

Sınavlarda, 180, 200, 400 puan üzerine çıkan öğrenci sayılarında, geçen yıla göre ciddi düşüşler var. Bu verilerle tercihin doğru yapılacağından kimse emin olamaz. ÖSYM daha birinci tercih sonuçlarını açıklanmadan, ikinci tercihlerde esas alacağı taban puanları düşüreceğini açıkladı. Sanki “merak etmeyin birinci tercihte olmazsa, ikinci tercihte olur” diyor. Yaptığından kendi de emin değil. Verileri ciddiye alınmayan kurumlar arasında bir ÖSYM yoktu, böyle giderse o da olacak.

Kaygılıyız, bunu anlamak için ÖSYM’nin kamuoyu ile paylaştığı YKS verilerine yakından bakmak gerekiyor.

2021 yılında Temel Yetenek Testine (TYT) giren öğrencilerin dört teste (Türkçe, Sosyal Bilgiler, Temel Matematik ve Fen Bilimleri) verdikleri doğru cevap ortalamaları şöyle: Sınavı geçerli olan öğrenciler 120 sorudan 35’ine doğru cevap vermişler. 2020 Temel Yetenek Testinde, 120 sorudan 30,3 ‘üne doğru cevap vermişti öğrenciler.

Benzer durumu Alan Yeterlilik Sınavı’nda da (AYT) görüyoruz. 2020 yılında 160 sorudan 26,3’üne doğru cevap verirken, 2021 de 160 sorudan 29,6’sına doğru cevap vermiş öğrenciler.

Pandemi sürecinde eğitimde yaşanan onca sıkıntıya rağmen geçen yıla göre daha başarılılar, daha iyi eğitim almışlar öğrenciler, öyle mi? Tabi bu yargıyı her iki sınav gurubunda kullanılan testlerin güçlük endeksi, ayırt edicilik endeksi, standart sapma gibi değerleri de benzer biçimde desteklemeli.

Yakından bakınca diğer verilerin bu durumu hiç de desteklemediğini fark ediyorsunuz.

Temel Yetenek Testinde (TYT) 2020 de 400 puan ve üstüne 42 bin 803 öğrenci çıkmış, 2021 de ise sadece 12 bin 291 öğrenci bu puanın üstüne çıkabilmiş. 2020 yılında TYT de sınavı geçerli kabul edilen 2 milyon 295 bin 890 öğrenciden 1 milyon 297 bin 656 sı 180 puan üstüne çıkarken, 2021 yılında 2 milyon 416 bin 748 öğrenciden ancak 1 milyon 131 bin 223 öğrenci 180 puanın üstüne çıkabilmiş.

Alan Yeterlilik Sınavlarında (AYT) durum TYT ye göre daha vahim. 2020 yılında alan yeterlilik sınavında (AYT) sayısalda 400 puan ve üstünde 51 bin 511 kişi puan alabilmişken bu yıl sadece 9 bin 729 kişi aynı başarıyı gösterebilmiş. Eşit ağırlık sınavlarında ise bu yıl 400 puan üstüne sadece 856 kişinin çıkabildiğini görüyoruz, geçen yıl bu puanın üstüne 5 bin 870 kişi çıkabilmişti. Yüzdelik dilimlerin nasıl değişeceğini varın siz düşünün.

Sormak lazım: Nasıl oluyor da geçen yıla göre sorulara verilen doğru cevaplar artarken, beş öğrencinin dördü bu yıl AYT de 400 puan üstüne çıkamıyor?

Karşılaştırmayı iki sınavın standart sapmaları üzerinden yaptığımızda, manzara değişiyor. 2021 TYT deki standart sapmalar toplamı (21,654), 2020 TYT deki aynı göstergeye (25,508) göre daha düşük. Benzer durum AYT de var. 2021 AYT de testlerin standart sapma toplamları (33,313) 2020 AYT ye göre düşük (34,421).

Bunun anlamı şu: Öğrenciler 2021 sınavlarında daha fazla doğru çıkarmışlar ama 2021 yılında uygulanan testler, bilen ile bilmeyeni ayırt etme bakımından sınıfta kalmış.

Bir de bu denkleme 2020 yılı TYT de 200 puan üzeri alan adayların 2021 yılında TYT ye girmeden dönüştürülmüş puanlarla tercihte bulunmalarını ekleyin. Farklı yıllarda uygulanmış testlerin ayırt edicilik endekslerinde, madde ve test güçlüğü endekslerinde böyle farklılıklar varken 2020 sınavlarında alınmış puanlar nasıl dönüştürülmüş puanlar haline getirilir? Bunu becerebilecek bir yazılım oluşturulabilir mi, bilemedim.

Bütün bu tutarsızlıklar içinde öğrenciler ve veliler, kendilerine bildirilen puanlarla, bu yıl hangi yüzdelik dilim içine girebileceklerini öngörüp, sağlıklı bir tercihte bulunacaklar, öyle mi? Öğrenciler hakkaniyet ilkelerine uygun biçimde, açık olan programlara yerleştirilebilecekler mi? Bu yıl da, havada asılı kaldı bu sorular.

Bu yazıyı ortaöğretimde verilen eğitimin kalitesi ile ilgili bir değerlendirme ile sonlandırmak istiyorum.

YKS ye giren bütün öğrencileri tek bir öğrenci olarak düşünün, bu öğrencimiz TYT sınavında 2021 de 120 sorudan 35 tane soruyu doğru yapmış, yani 100 üzerinden 29 almış. Bu lise bitirme sınavı olaydı öğrencimiz liseden kuşkusuz mezun olamazdı. Ama sınavı geçerli olduğu için YKS de, 180 taban puanı aşacak, lisans programları için tercihte bulunabilecek. Hale bakın.

Bir eğitim sistemi düşünün, üniversiteye giriş sınavlarında, öğrencilerinin yarısı 100 üzerinden 30 puan aldığı halde, gerekli taban puanı aşsın, ön lisans, lisans programları için tercihte bulunsun. Demek ki Türkiye’de YKS yerine Lise Bitirme Sınavı (LBS) yapılsa, üniversiteler programlara yerleştirecek öğrenci bulamayacaklar.

Bütün bu veriler Türkiye’de ortaöğretimde verilen eğitimin yerlerde süründüğünü gösteriyor. Üniversiteye gelirken öğrenciler aldıkları eğitim ile gerekli hazır bulunuşluğa sahip olamıyorlar.

Üniversite sınavına başvuran öğrenci sayısı 2 Milyon 424 bin 718, 180 taban puanı aşan öğrenci toplamı 1 Milyon 540 bin. Açık öğretim dâhil iki yıllık, dört yıllık programlara yerleştirilecek öğrenci sayısı, geçen yıl olduğu gibi 850- 900 bini bu yıl da geçemeyecek.

Bir ülke düşünün, üniversitelerinde okumak için başvuran iki buçuk milyon öğrenciden, her yıl en az bir buçuk milyonunu sokağa bırakıyor.

Bu öğrencileri üniversiteye almadınız, hayata hazırlamadınız, bir meslek de kazandırmadınız. İyi de kardeşim sizin genel liseleriniz, İmam Hatipleriniz ne iş görüyor? Amacı ve doğrultusu belirsiz hale gelmiş bir öğretimi bu gençlere neden zorunlu kılıyorsunuz?

Kaynak

ÖSYM 2021 YKS Sayısal Veriler: https://dokuman.osym.gov.tr/pdfdokuman/2021/YKS/sayisal_veriler_28072021.pdf

Ali Türer: 1959 yılında Balıkesir’de doğdu. Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü’nün Türkçe Bölümünün ardından, Anadolu Üniversitesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü Lisans tamamlama programını tamamladı. Yüksek Lisansını Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bililimler Enstitüsü Eğitim Bilimleri (Program Geliştirme) Yüksek Lisans Programında yaptı. 1980 öncesinde Balıkesir İlerici Gençler Derneği Başkanlığı yaptı. Sonraki dönelerde TKP ve SHP’de politik çalışmalar yürüttü. 1981-1985 arası TKP gölcük davası hükümlüsü olarak 3.5 yıl ceza evinde yattı. 2003 yılında başladığı öğretim üyeliğini, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesinde Eğitim Bilimleri bölümünde Öğretim görevlisi olarak sürdürüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here