Eğitim Haberler Makale

ZORUNLU SEÇMELİ ZORBALIK DERSLERİ- SAFFET AYICI

AKP, iktidara geldiği gündem beri laik / bilimsel / karma eğitimi bitirmek için elinden gelenden fazlasını yapıyor. Gün geçmiyor ki eğitimin dinselleştirilmesi için bir arka kapı açmasın. İlahiyat mezunlarını önce farklı Bakanlıkların bünyesinde istihdam edip ardından kurumlar arası geçiş gerekçesiyle Milli Eğitim Bakanlığı’na bu kadroları aktardı. KPSS’yi dahi kazanamayan bu ilahiyat mezunlarını müsteşar yardımcısı, belediyelerde özel kalem gibi sınavsız atama yapılan kadrolara aldılar, ardından da Milli Eğitime bu kadroları aktardılar. Bu ilahiyatçı kadroları kurumlarda yönetici olarak görevlendirerek kurumların yönetilmesinde dinselleşmeyi başlattılar. Kız ve erkek öğrencilerin yan yana oturmaları engellenmeye çalışıldı, sonra kız ve erkek öğrencilerin kullanacakları okul bahçeleri ayrıldı, hatta erkek ve kız öğrencilerin merdivenleri bile ayrılmaya çalışıldı. Demokratik, laik, bilimsel, karma eğitimi savunan öğretmenlere ilahiyatçı idareciler sudan sebeplerle soruşturmalar açmaya, iş barışını bozmaya, eğitimdeki bu yozlaşmaya karşı çıkan eğitimcileri yalnızlaştırdılar ya da kurum değiştirmeye zorladılar.

2012 yılına kadar bu hazırlıklar sürdü, 2012 yılında 4+4+4 denilen eğitim sistemine geçilerek bütün okulların imam hatipleşmesinin önünü açtılar. Seçmeli dersler adı altında dini içerikli dersler müfredata girdi. Hz. Muhammet’in Hayatı, Temel Dini Bilgiler ve Kur’an-ı Kerim dersleri her sınıf düzeyinde seçilebilirken diğer seçmeli dersler sınıf düzeyleriyle sınırlandırıldı. Bu dersleri seçmemek neredeyse olanaksız hale getirildi. Farklı seçmeli dersler seçildiğinde okul yöneticileri yeterli derslik olmaması, dini içerikli derslerin dışında seçilen dersin öğretmeninin olmaması gibi gerekçelerle öğrencilere baskı yaparak seçmeli din derslerine yönlendirdiler.

Anayasa’daki zorunlu din dersi zaten AİHM kararlarına rağmen uygulanıyor. Her ne kadar zorunlu din dersinin aslında dinler tarihi ve ahlak dersi olduğu söylense de İslam inancının Hanif’i mezhebine göre içeriği hazırlanmış bir din dersiyle karşı karşıyayız. Farklı inançtan olan, farklı mezhebe mensup olan, hiçbir inanca tabi olmayan her öğrenciye Hanif’i mezhebinin din anlayışı dayatılıyor. Sadece Din Bilgisi ve Ahlak Kültürü dersinin içeriğiyle sınırlı kalmayan din ve mezhep dayatması diğer derslerin de müfredatında dinle barışık olmayan konular daraltılıyor, çarpıtılıyor ya da tamamıyla müfredattan çıkarılıyor. İktidarın dünya görüşüne uygun yazarların metinleri ders kitaplarına giriyor, iktidarın siyasal jargonu ders kitaplarında kullanılıyor.

Bu kadar gayrete rağmen toplumu dinsel eğitime kanalize edemeyen iktidar tüm okullarda mescitleri hayata geçirdi; hatta laboratuvar ve atölyeleri kapatarak okul mescitlerini açtı. Dini dernek, vakıf ya da cemaatlerle Milli Eğitim Müdürlükleri aracılığıyla yapılan protokollerle ders dışı faaliyetler adı altında, değerler eğitimi adı altında dinsel dayatmalara devam etti. ÇEDES gibi protokollere karşı oluşan direnci kırmak için yoksul öğrencilere ücretsiz yemek vermeye, tablet bilgisayar dağıtmaya başladılar.

Bu kadar zorlamaya rağmen seçmeli dini dersler yeterince seçilmeyince Yusuf Tekin’in bakan olmasıyla yeni bir zorbalığa dönüşen seçmeli dersler düzenlemesi hayata geçirildi. Seçmeli dersler üç ana başlığa ayrıldı:

  1. İnsan, Toplum ve Bilim,
  2. Din, Ahlak ve Değer,
  3. Kültür, Sanat ve Spor

Öğrencilerin bu üç ana dala ayrılan seçmeli ders alanlarının her birinden bir ders seçmeleri zorunlu kılındı. Bu yönetmeliğe göre her öğrenci artık seçmeli/zorunlu din içerikli dersleri seçmek zorunda. Bu zorunluluk olmaktan çıkıyor artık ve “zorbalığa” dönüşüyor.

SAFFET AYICI EĞİTİM SEN MERSİN ŞUBE
MALİ SEKRETERİ

Dinde zorlama yoktur diyenler zorlamayı geçtik artık zorbalığa varan uygulamalara imza atıyor. Laikliğin yaşamsal bir önemde olduğunu bilen, gören, düşünen herkesin, her demokratik kitle örgütünün bu zorbalığa karşı elinden geleni yapması kaçınılmaz bir sorumluluktur. Özellikle laik / bilimsel eğitimi savunan eğitim sendikaları, özelinde Eğitim Sen demokratik, meşru mücadele hattını hemen, hiç gecikmeden hayata geçirmelidir. Farklı inançlara mensup öğrenci velileri, veli dernekleri bu zorbalık düzenlemesinin iptali için toplumsal muhalefeti hareketlendirmelidir.

İmam hatip okullarının yeterince doldurulamaması karşısında bütün okulları imam hatipleştirme çabası aşama kaydederek ilerliyor.

Laik, bilimsel, karma, kamusal eğitim mücadelesi de zorba yönetmeliklere karşın güçlenerek ilerlemeli; toplumsal muhalefet hiç olmazsa bu konuda ortaklaşmalı. Artık sen ben deme zamanı değil.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir