Birzamanlar Yayıncılık etiketiyle basılan 380 sayfalık kitabın 14. Baskısını bir çırpıda, zaman zaman hüzünlenerek, çoğu zaman “Ben bu kitabı daha önce nasıl okumamışım” diye hayıflanarak okudum.

Dido Sotiriyu, 1982 yılında Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülü alan Benden Selâm Söyle Anadolu’ya adlı yapıtında Kör Mehmet’in damadına şöyle seslenir: “Benden Selâm Söyle Anadolu’ya! Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin! Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellâtların Allah bin belasını versin!”

Hakan TUNCAL/ 1972 yılında İstanbul’da doğdu. Marmara Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünden 1994 yılında mezun oldu ve o yıl İstanbul’da öğretmenliğe başladı. Bir dönem Eğitim Sen İstanbul 1 Nolu Şube Yönetiminde görev aldı. 2004-2009 yılları arasında MEB tarafından Kazakistan’da görevlendirildi. Kazakistan Türkiye Türkçesi Eğitim Öğretim Merkezinde ve çeşitli üniversitelerde yabancılar için Türkçe dersleri verdi. Halen İstanbul’da bir devlet okulunda Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Katya, Bir Fenerbahçe Romanının yazarıdır.

Kemal Yalçın’ın Emanet Çeyiz, Mübadele İnsanları kitabını okurken aklıma düştü bu satırlar. Yalçın’ın kitabında Sotiriyu’nun kitabından da söz edilir ki orijinal adının “Kanlı Topraklar” olduğunu öğreniriz. Emanet Çeyiz, işte bu kanlı toprakların hikâyesi.

Emanet Çeyiz, gerçek yaşam öykülerine dayanan ve barışa ve dostluğa adanmış bir kitap. Dido Sotiriyu’dan 18 yıl sonra Kemal Yalçın da Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Özel Ödülüne layık görülmüş. 1998 Kültür Bakanlığı Roman Başarı Ödülü, 1999 Türkiye-Yunanistan Dostluk ve Barış Ödülü’ne de…

Kitap, 1923 yılında Lozan’da imzalanan protokolle Türkiye’de yaşayan Ortodoks Rumlarla, Yunanistan’da yaşayan Müslüman Türklerin zorunlu yer değiştirmelerini gerçek yaşam öyküleriyle anlatıyor. Denizli’nin Honoz köyünde yaşayan Minoğlu ailesinin sürgüne gönderilirken dedesine emanet ettikleri çeyizi, emanetin sahibine teslim etmek arzusuyla yola düşen yazarın hikâyesidir bu. Bu yolculukta on beş Rum ile on beş Türk mübadilin hikâyelerine de yer verir onların sözleriyle. Kemal Yalçın’a göre Emanet Çeyiz “…büyük acının, vefanın, dostluğun, barışın, umudun ve insan sevgisinin romanıdır.”

İki halkın yaşadığı benzer acılar, köklerinden kopamama, gittiği yere ait olamama hissini her satırda her sayfada hissederiz. Kemal Yalçın bu hissi yakından tanımaktadır aslında. Mübadil değildir fakat sürgündür o da. 12 Eylül darbesi sonrası ülkeyi terk etmek zorunda kalmış ancak yıllar sonra dönebilmiştir.

“Bak şu bahçenin güzelliğine” der kitapta Ayancaklı Baba Yorgo. “Şu şeftaliye, şu eriğe, şu armuda, şu çiçeklere bak. Hepsi birlikte güzel… Bir ülkenin içinde ne kadar din, dil, ırk varsa o kadar zenginliktir bu. Tek meyveyle bahçe olmaz”. Bu sözler, yitirdiğimiz zenginliklerimizi, eksik oluşlarımızı,  bir türlü tamamlanamayışlarımızı bize hatırlatır.

Bir Cevap Yazın