Ana Sayfa Haberler “Ulusal yas” tartışması ve asker ölümleri- Mustafa Durmuş

“Ulusal yas” tartışması ve asker ölümleri- Mustafa Durmuş

0
“Ulusal yas” tartışması ve asker ölümleri- Mustafa Durmuş

Bizim de içimiz yansa da, gerçekte ateş düştüğü yeri yakıyor. Kuzey Irak’taki savaşta öldürülen 12 Türk askerinin aileleri ve yakınları için de durum böyle. Şehitlik payesi, resmi taziye ilanları, intikam yeminleri, görkemli askeri törenler ölenleri geri getirmiyor, başkalarının baş sağlığı dilekleri yakınlarının acısını dindirmiyor. Yaşamını yitiren askerlerin profesyonel (sözleşmeli) olması da onların ölümlerini normal bir ölümmüş gibi göstermeye yetmiyor.

Duygulara seslenen bir yaklaşım

Bu ölümlerin ardından bir türlü ilan edilmeyen ulusal yas da gidenleri geri getirmeyecek ama bunun yapılmaması toplumda haklı bir tepkiye neden oldu. Zira yakın geçmişte Suudi Kralı öldüğünde Türkiye’de üç gün ulusal yas ilan edilmişti. Böyle bir yas ilanının 12 askerimizden esirgenmesi ise kaçınılmaz olarak tartışmalara yol açtı.

Savaşların gerçek nedenlerini, gerçekte kazananının olmadığını, savaşlardan insanlar gibi ekonomilerin ve ekolojinin de büyük zarar gördüğünü göz ardı ederek, onun içini boşaltarak tartışmak, duygulara (özellikle de dini ve milliyetçi duygulara) hitap eden egemenlerin çok severek başvurdukları kötü bir yöntem maalesef.

Öte yandan, meseleye yüzeysel değil de, onun derinindeki nedenleri irdeleyerek bakabilenler, bu olayın ardından ulusal yas ilan edilmemesinin olası cevaplarını, Suudi Arabistan Krallığı’nın Türkiye’deki iktidara ve ardındaki sermaye gruplarına sağladığı imkânlar ve askerlerin ölümünün sunduğu siyasal rantta arayabilirler.

Savaşın sağladığı siyasal rant

Savaşlarda ya da terör saldırılarında öldürülen askerler ve diğer kolluk görevlileri, iktidar bloku için yıllardır seçim öncelerinde milliyetçi dalganın yükseltilmesine dönük bir araç, aynı zamanda da başta savaş karşıtları olmak üzere, iktidar muhaliflerine yönelik baskıların ve provokasyonların hayata geçirilmesi için işlevsel bir araç olarak kullanılıyor. 2015 yılından bu yana iktidar bloku bu çatışmalardan hep siyasi rant devşirdi ve iktidarını korudu.

Kuşkusuz böyle bir siyasal rant konusu çok önemli bir etken ama Suudi Krallığı bağlamında, iktidarca ulusal yas ilanını işlevsel kılan önemli bir ticari neden var: İktidarın Suudi Krallığı ile olan ideolojik ve ticari çıkar ilişkileri. Özellikle de son yıllarda öncelik haline getirdiği savunma sanayi ürünleri, İHA ve SİHA üretimi ve ihracatı. Kısaca devasa bir sektörden ve büyük kârlardan söz ediyoruz.

Bu sanayi iktidarın çok yakınındaki bir hısım-akraba sermaye grubunun öncülüğünde yürütülüyor ve devlet tarafından da destekleniyor. Bu destek sadece ar-ge destekleri ya da diğer maddi teşvikler biçiminde değil, devlet ve diplomasi imkânlarıyla bu silahlara dışarıda pazar bulma açısından da aktif olarak veriliyor.

Somali Cumhurbaşkanının kaçak oğlu

Örneğin Afrika’daki bazı ülkelere Türkiye’den yapılan maddi yardımların bir kısmının Türkiye’den İHA ve SİHA satın alınmasında kullanılması şartına bağlı olduğu ileri sürülüyor. (1)  

Bu da aslında yardım alan ülkelerden biri olan Somali’nin cumhurbaşkanının oğlunun Türkiye’de işlediği trafik cinayetinin ardından, bazı polisler eliyle düzenlenen yanlı kaza raporuna dayanılarak serbest bırakılması ve ardından da elini kolunu sallayarak ülke dışına çıkartılması konusunda devletin tepesinden neden bir açıklama yapılmadığını ve meselenin tavsatıldığını da bir ölçüde açıklıyor.

Suudi Krallığı ile yapılan özel ticari anlaşmalar

Suudi Krallığı ile ilişkilerse ise daha kapsamlı yürütüyor. Bugüne kadar Suudi Merkez Bankası swap/takas anlaşmasıyla TCMB’yi fonladığı ve Suudi zenginlerine Kanal İstanbul Projesinin geçtiği yerlerden büyük çapta potansiyel getiriye sahip araziler satıldığı gibi, iki ülke arasında askeri sanayi üretimi bazında işbirliği projeleri de hayata geçiriliyor.

Örneğin, bu yıl Suudi Krallığı ile Erdoğan Ailesine yakın Bayraktar Grubunun firması Baykar Akıncı arasında insansız hava araçlarının (İHA) Suudi Arabistan’da üretilmesine yönelik önemli bir anlaşma yapıldı. Keza, Suudi Arabistan’da tasarlanan bir insansız hava aracı (Suudi Intra Defense Technologies firmasının ASEF-I İHA’sı), Türk ESEN firması ile imzalanan yeni bir lisans anlaşması kapsamında Türkiye’de üretilecek. (2)

Baykar’ın bu yıl 6 Ağustos’ta Suudi Arabistan Askeri Sanayii (SAMI) ve Suudi Ulusal Mekanik Sistemler Şirketi (NCMS) ile imzaladığı yerelleştirme anlaşmalarının bir parçası olarak, Türk firmaları Roketsan ve Aselsan da Akıncı’ya mühimmat ve optik sensor sağlamak için Suudi Arabistan ile bağımsız anlaşmalar imzaladılar. Baykar’ın Suudi Krallığı ile yaptığı anlaşma, şirketin bugüne kadarki en büyük insansız hava aracı ihracat anlaşmasını temsil ediyor. Ancak bu anlaşmanın sonuçları Baykar’ın ötesine geçebilir ve diğer Türk savunma firmalarının da cebi dolu Suudilerle iş yapmasına kapı açabilir. (3)

Sonuç olarak

Kısaca parayı veren düdüğü çalıyor. Hele bu parayı verenler dini/mezhepsel-ideolojik olarak da iktidara yakınlarsa Krallarının ölümünde ulusal yas ilan edilebiliyor, hatta ülkede bir Suudi gazetecinin hunharca öldürülmesi karşısında yasal soruşturmadan vazgeçilebiliyor. Asker ölümlerinden geriye ise sönen ocaklar, babasız kalan yavrular, kocasız kalan eşler, evladını yitiren analar ve babalar kalıyor.

Sorun ulusal yas ilan edilmesi ile ya da rövanşist bir yaklaşımla daha fazla ölümlerin savunulmasıyla çözümlenebilecek kadar basit bir sorun değil. Savaşa neden olan faktörleri ortadan kaldırmadıkça,  militarist bir bakış açısından kurtulup savaşlara kökten karşı çıkmadıkça, ülkede ve dünyada barışı savunmadıkça, yoksul hanelerin yaşadığı ölüm acıları zengin muktedirlerin kârı olmaya devam edecektir.

  • “Bayraktar SİHA’lar hangi ülkeye nasıl satılıyor?”, https://mezopotamyaajansi35.com (22 Kasım 2021).
  • https://breakingdefense.com/2023/12/gaza-war-increased-production-and-unmanned-proliferation-middle-east-2023-in-reviev; https://breakingdefense.com/2023/08/in-a-first-saudi-drone-to-be-produced-in-turkey.
  • https://breakingdefense.com/2023/08/baykar-ceo-hopes-massive-saudi-deal-paves-path-for-turkish-defense-firms-in-ksa (10 August 2023).
Öğretim üyesi, yazar Mustafa Durmuş, 10 Nisan 1956 yılında Gümüşhane’de dünyaya gelmiştir. 1981 yılında Ankara İktisadi ve Ticari Bilimler Akademisine Bağlı Bankacılık ve Sigortacılık ve Yüksek Okulunda Asistan olarak göreve başlamış, aynı yıl Akademiye bağlı Maliye Fakültesinde Doktora Programına kabul edilerek bu programdan mezun olmuştur. 1989 yılında Gazi Üniversitesine Bağlı Sosyal Bilimler Enstitüsünde “İhracata Yönelik Sanayileşme ve Güney Kore Modeli” isimli tezini savunarak Maliye Doktoru unvanını almıştır. 1981-1991 yılları arasında İngiltere’de York Üniversitesinde İktisat ve İlgili Bilimler Bölümünde Araştırmacı Misafir Öğretim Görevlisi olarak bulunmuştur

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here