“Güneşe sırtımı verdim,
denize bakmıyorum,
bulutlara küsüm,
kimse bilmez mekanda
kırk gün kırk gece içimi çektim
korkmayın benden güvercinler,
elim cebimde, yüreğimde sevgilim, sakıncasızım.”

F. Şensoy

FERHAN ŞENSOY olabilmek:

Aç parantez; Günaydın lan yaşamak:) kapama parantez sikt*r et acık kalsın“diyebilmiş olmanın ötesinde hayatı bu kadar basitçe ti’ye alabilirken, yaşamın en ciddi işlerinden biri olan tiyatroyu her koşulda, her zorlukta, her direnişin içinde olarak yapabilmektir.

  • Ettiği küfürün dibinde yatan yaşamın en acımasız eleştirişini yapabilmektir.
  • Düşüncelerini okyanuslar içine salıp defalarca tuzlu suda yıkayıp tertemiz halde insanlarına sunmaktır.
  • Aşkı cinayet olarak görüp, aşkın en kanlı katili olabilmektir.
  • Turgut Uyar’ı Azrail’e teslim etmemek için dil dökebilmektir.
  • Bu kadar engin deha bu kadar yaratıcı bir kişiyken kendisini “hiç kimse” olarak görebilmektir.
  • Sevgilerini sadece dile, sadece yazıya dökebilirken bir boş kağıda üfleyip nefesini vererek sevgisini kadınına yollayabilmektir.
  • Daha yeni bir tiyatrocu iken yurt dışında diz dirsek çürütüp ucu biten kurşun kalemi ile yazdığı Tiyatro Oyunu ile Kanada’da “en iyi tiyatro ödülü” alabilmektir.
  • Televizyonun yükseldiği (!) yıllarda ilk skeçlerini deneme mahiyetinde yazıp sahneye koyarken denenmekten nefret ettiğini anlayarak eserlerini yasaklayan TRT’ye nanik yapıp tiyatro kuruluşlarına katılmaktır.
  • Tiyatroyu her sahnede denemek cesareti ile gece kulüplerinde kabare şov yapmaya cesaret edebilmektir.
  • Yazmaktan yorulmanın kitabında yer almadığı ve yazamadığı anı yaşanmamış kabul edebilip, üst üste sayısız eser yazabilmek ve sayısız ödül alabilmektir.
  • Hayatın her anında, her konuda inanılmaz hicivler ile dolu oyunları hem TV de ham de sahnelerde yayınlarken en zor şeyin en basit şey olduğunu herkese kabul ettirmektir.
  • Dünyanın çok yerinde kendini her gün yenileyerek ve değiştirerek yazdığı “Ferhangi Şeyler” adlı eserini yüzlerce kere oynayabilmektir.
  • Sayılmayacak çok oyun, film, kitap basarken hayatı basite indirgeyebilip en çarpıcı eleştirileri en yalın dil ile anlaşılır bir anlatım ile insanlara sunabilmektir.
  • Politik tiyatro yaptığı için çok sevildiği kadar, iktidarları rahatsız eden bir tiyatrocu olabilmektir.
  • Yazar, yönetmen, oyuncu, yapımcı, el attığı her alanda yaratıcı, sürekli üreten bir tiyatro insanını, özgün bir dil ve anlatım biçimi geliştiren bir gözlemci olabilmektir.

Orta yolcu biri değilim; sanatta da gündelik hayatta da böyle bir tavrı kabul etmiyorum. Sağ parti seçmeninden oy devşirmeye çalışan politikacıları çok gördük, bugüne dek başarılı olduklarına tanıklık etmedik. Eğilip bükülme devrinde değiliz. Türkiye’yi aydınlığa çıkarma gibi bir mesuliyetimiz var”…diyebilmektir.

“Şanslıydım, güzel bir hayatım oldu. Hâlâ da öyle. Tahir Alangu, Haldun Taner benim şanslarımdı. Kendi tiyatromu kurdum, kitaplarımı yazdım, gemide tiyatro yaptım. İyi ki de yapmışım… Yaşlanmak, yapacak işinin bitmesi anlamına geliyor. Benim yapacak bir sürü işim var. Buna rağmen pat diye ölebilirim. Ölümden hiç korkmadım. Ölüyorsun ve bitiyor hayat bu kadar… Gençlere tek tavsiyem var; ihtiyarların tavsiyelerini dinlemesinler… Tek bir hayatları var, istedikleri gibi yaşasınlar!… Bahçemizde üç badem ağacı var! İsimleri Deniz, Hüseyin, Yusuf”

Yolun dertsiz olsun büyük usta, güzel insan…..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here