Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm, 1 Mayıs öncesinde yayımlanan ve polis görüntülerinin çekilmesini yasaklayan Emniyet Genel Müdürlüğü genelgesine ilişkin AKP’nin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat OKTAY tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi verdi.

Züleyha Gülüm tarafından verilen önergede, “Yurttaşların kayıt alması değil tam aksine polisin basın emekçilerinin veya yurttaşın elindeki ses ve görüntüleri silmesi, el koyması veya bu kayıtların alınmasını engellemesi suç teşkil etmektedir” denilerek, söz konusu genelge ile polis şiddetinin ve işkencenin önünün açılması hedeflendiğine dikkat çekildi.

HDP Milletvekili Züleyha Gülüm tarafından verilen soru önergesinin tamamı şu şekilde:

“Emniyet Genel Müdürlüğü 27.04.2021 tarihinde 2021/19 numaralı  ‘Ses ve Görüntü Kaydı Alınması’ başlıklı bir genelge yayımlamıştır. Genel Müdür imzasıyla yayımlanan genelgede toplumsal olaylara müdahale ederken polisleri sesli veya görüntülü olarak kaydeden kişilerin engellenmesi ve haklarında adli işlem yapılması gerektiği belirtilmiştir. Söz konusu genelgeye göre görevli polislerin ve sivillerin ses ve görüntü kayıtlarının paylaşılmasının  ‘özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği’ savunurken bir yandan da görevi yapmayı engellediği öne sürüldü.

Taksim’de 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Günü’nde, polis şiddetini görüntülemeye çalışan Eylem Keleş isimli muhabirin yayımlanan genelge hatırlatılarak görüntü alması engellenmeye çalışıldı. Yine Konya’da yoldan geçen bir motor sürücüsünün başına kaskla vurarak durduran polisi görüntüleyen yurttaş genelgeye göre kayıt almak yasak denilerek engellenmeye çalışıldı.”

“Yurttaşın kayıt alması değil, polisin engellemesi suçtur”

“Siyasi iktidar toplumsal muhalefete ve Kürt halkına yönelik baskılarının dozunu her geçen gün artırmaktadır. Güvenlik adı altında hem savaş politikalarını sürdürmüş hem halkın hak arayışını engelleyen düzenlemeler yapmış, kolluk ve yargıyı da bu politikaların bir aracı haline getirmiştir. Tek adam rejimi ile yönetilen ülkede bu düzenlemelerin hukuka, anayasa ve kanunlara aykırı olarak yapılması siyasi iktidar tarafından yaygın bir anlayışa dönüşmüştür. Nitekim Emniyet Genel Müdürlüğü’nce yayımlanan söz konusu genelge Anayasanın 13’üncü maddesinde geçen temel hak ve hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın ancak ve ancak kanunla sınırlanabileceği hükmünü açıkça ihlal etmiştir. Bu emredici kurala rağmen basın hürriyeti, haber alma hürriyeti kanunla değil bir idari işlem olan genelge ile sınırlanmıştır. Yurttaşların kayıt alması değil tam aksine polisin basın emekçilerinin veya yurttaşın elindeki ses ve görüntüleri silmesi, el koyması veya bu kayıtların alınmasını engellemesi suç teşkil etmektedir.”

“Genelge ile polis tarafından işlenen şiddet, işkence, kötü muamele ve öldürme suçlarının üstü örtülmek mi isteniyor?”

“Bu uygulamayı emreden genelge ile Türkiye’de insan hakları ihlallerinin, polis şiddetinin ve işkencenin önü tamamen açılmak istenmektedir. Siyasi iktidar kolluk tarafından işlenen suçların ve hukuk dışı eylemlerin medya ve basında görünürlüğünü azaltarak tamamen keyfileşmesini, halihazırda cezasızlık politikası uygulanan polis ve güvenlik güçlerinin tamamen korunmaya alınmasını amaçlamaktadır. Ayrıca genelge ile yurttaş gazeteciliğinin de önü kesilerek işlenen suçlarda önemli delil araçları olan ses ve görüntüler yargılamalarda kullanılması da engellenmeye çalışılmaktadır. Kolluk güçlerinin kamu görevi esnasındaki eylem ve işlemlerinin denetiminin özel hayatın gizliliği ilkesi denilerek absürt bir gerekçeyle sınırlandırılması barışçıl toplantı ve gösterilerde işkence, kötü muamele, yaralama ve öldürme suçlarını görünmez kılınma çabasıdır.

Bu bağlamda;

  1. Anayasaya göre temel hak ve özgürlükleri kısıtlayan hükümlerin ancak kanunla düzenlemesi gerekirken Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından genelge ile düzenlenmesi Anayasanın 13’üncü maddesine açıkça aykırı değil midir?
  2. Genelge ile polis tarafından işlenen şiddet, işkence, kötü muamele ve öldürme suçlarının üstü örtülmek mi isteniyor?
  3. Kolluk güçlerinin görev esnasındaki eylem ve işlemlerinin kaydedilmesinin özel hayatın gizliliği ve kişisel verilerin korunması ile ne ilgisi bulunmaktadır?
  4. Genelge ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve haber alma hakkını ihlal edilmektedir. Polisin basın emekçilerini ve suç ve eylemlere tanıklık eden vatandaşları engellenmesi bu hakların ihlali değil midir?
  5. Polislerin yurttaşların ses ve görüntü almalarını engellenmesi, kayıtlara el koyması, onları silmeye çalışması suç değil midir?
  6. Genelge ile barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında polislerin işlediği suçların delillerinin yok edilmesi, silinmesi veya engellenmesi suç değil midir?
  7. Anayasaya aykırı olan genelgede yer alan talimat ‘kanunsuz emir’ niteliğindedir. Buna rağmen bu kanunsuz emri uygulayan polisler hakkında soruşturma başlatılacak mıdır?”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here