Amerikalı haber sitesi Daily Beast’te yer alan makalede, geçtiğimiz yıl, Amerikan emperyalizminin Suriye’de SDG adıyla işgal altında tuttuğu alanlardaki petrol kaynaklarının, emperyalist işgalin kapsam büyütmesi, kurumsallaşması ve finanse edilmesi için kullanılması işini üstlenmesiyle adı duyulan Delta Crescent adlı firmayla ilgili çeşitli bilgilere yer verildi.

Yolculuk’un haberine göre Kenneth Rosen’ın imzasıyla yayınlanan makalede, ABD’nin Delaware eyaletine kayıtlı ve hepi topu iki yıl evvel 2019’da, sırf Suriye’deki misyonu için kurulduğu anlaşılan Delta Crescent Energy LLC’nin, şimdiye kadar pek bilinmeyen arka planı, Suriye’deki işlevi ve emperyalist işgalin sürdüğü ülkedeki güncel tablo itibariyle vaziyetinden ve geleceğinden bahsediliyor.

Delta Crescent’in Suriye’deki varlığına ve misyonuna ilişkin ilk iddialar ise, ABD Dışişleri Bakanlığı ile SDG arasında bir Amerikan şirketi için petrol anlaşmasına varıldığının açıklandığı yıl olan 2020’ye kadar uzanmakta, hatta şirketin ismi ve kurucularından, işe koyuldukları andan itibaren küçük ölçekli de olsa bahsedilmeye başlanmış.

Delta Crescent’in arka planı: Paylaşım savaşında devletin parmak izini bırakmayan, özel askeri şirket tipi aparatlar

Buna göre ABD’nin Suriye’deki savaşta, Kürt halkının yaşadığı Rojava’nın sınırlarını aşan, daha geniş topraklara yayılan enerji kaynaklarını, Suriye Demokratik Güçleri’nin özerk yönetiminin kontrolü altındaki söz konusu alanlarda kalıcılaşmak için değerlendirmekte olduğu, ancak paylaşım savaşının ruhuna uygun yeni araçlara olan ihtiyaca yanıt verecek girişimlerin, yani özel askeri şirketlerinin gerekliliği kapsamında Rusya’nın Wagner adlı özel savaş şirketinin dengi olarak ABD’nin ajandasına iz bırakmadan hizmet etmesinin hedeflenmesiyle Delta Crescent’in ortaya çıktığı belirtiliyor.

Rus özel askeri şirket Wagner’in, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın bir isim olan ve Suriye, Ukrayna, Libya ve Afrika’da kendisine bağlı firmaların faaliyetleri gerekçe gösterilerek ABD tarafından yaptırım uygulanan sahibi Yevgeny Prigozhin’in kendi ülkesinin yönetimiyle bariz olan bağları gibi, Delta Crescent da, meydan okuması beklenen Wagner’e benzer şekilde Amerikan yönetimi, askeri çevreleri ve diplomatlarıyla kendine has ilişkilere sahip.

Şirketin üç kurucusu şu şekilde; ABD’nin eski Danimarka Büyükelçisi James P. Cain, emekli bir özel hareket subayı olan ve TigerSwan adlı özel şirketi ile Rakka’da mayın temizleme işinin ihalesini kaparak işe erken koyulan Jim Reese ve eski bir petrol girişimcisi olan John Dorrier.

Bu üç kurucudan ikisinin Cumhuriyetçi Parti’ye bağışçı olduğu ve Biden yönetiminin Beyaz Saray’a gelmesiyle şirketin mayıs ayı sonu itibariyle süresi dolan lisansının ve Suriye’deki misyonunun belirsizliğe düştüğü belirtiliyor.

Buna ek olarak, geçtiğimiz Ocak ayı içerisinde Delta Crescent’in Amerikan işgalinin resmi himayesindeki petrol kaçakçılığını genişletmek için Yarubiye’de bir sınır kapısı daha oluşturmaya çalıştığını ancak başarısız olduğu ileri süren makale, Delta Crescent’in geleceğine ilişkin belirsizliğe sık sık vurguda bulunuyor.

Hatta Delta Crescent’in tam zıt yönde güzergahlar açmaya çalışmasına rağmen, Suriye’de petrol taşıyan tankerlerin, petrolün işlenmesi ve yakıta dönüştürülmesi amacıyla plaka değiştirerek Suriye yönetiminin kontrolü altındaki alanlarda rafinerilere ve tesislere yöneldiği bilgisi bile kasten öne çıkarılıyor.

ABD’nin ABD yaptırımlarından muaf şirketi, Suriye’de yerli bir şirketle ortaklık içerisinde faaliyet yürütüyor

Daily Beast, Delta Crescent’in, ABD’nin Suriye’ye dönük yaptırım ve ambargolarına rağmen söz konusu yaptırım yığınından muaf tutulmasını sağlayan istisnai cinsteki lisansını ve Suriye’deki yerli suç ortaklarıyla anlaşma evraklarını elde ettiğini de belirtiyor.

Burada bahsi geçen “yerli ortak” ise Cezire Petrol Şirketi. Bu şirketin, Delta Crescent ortaklığıyla Rimelan’da bir tesis kurmakta olduğu ancak şimdiki aşamada kaçırılacak petrolün işlenebilirliği için analiz edilmek üzere numunelerinin taşındığı belirtiliyor.

ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıkları Kontrol Departmanı’na yaptığı başvuru ve kendi üretim-dağıtım anlaşması kapsamında Delta Crescent, işlenmek üzere Suriye’den kaçırdığı her petrol varili için 1 dolar elde ediyor.

“Bu, 2003’te Irak’ta atladığımız geçiş, eğer işin ticari ve ekonomik açısını da halletmezsek bu savaşı da kaybedeceğiz”

Bölgesel kaynaklar tarafından doğruluğunun tartışmalı olduğu ifade edilse de, Delta Crescent’in kurucularından Dorrier, AP’ye verdiği demeçte Suriye petrolünün uluslararası alıcılara satışı için Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne yapılan ihracat neticesinde 2 milyar dolara tekabül eden bir anlaşmanın sağlanmış olduğunu söylemiş.

Delta Crescent’in faaliyetlerinin, bölgesel paylaşım kapsamında Amerika için ne anlama geldiğine oldukça açık sözlü bir yanıt niteliğindeki bir başka demeç ise, isminin gizli kalması koşuluyla Daily Beast’e konuşan bir Amerikan yetkilisinden geliyor ve yetkili, Delta Crescent’i kastederek “Bu 2003’te Irak’ta atladığımız geçiş, boşluk oluşan yeri doldurmadık ve eğer bu sefer de işi doğru yapamazsak, aynı neticeyi alacağız. Eğer işin ticari ve ekonomik açısını da çalışmazsak bu savaşı kaybedeceğiz” sözleriyle Delta Crescent’in, ABD’nin Irak’ın işgalinden sonra işgalciliğin kalıcılaşması ve Amerikan çıkarlarının güvenceye alınması konusunda yanan ağızdan alınan bir ders olduğu belirtiyor.

ABD’nin Suriye’yi işgal gücü içerisinde Delta Crescent için 200 kişilik özel birlik, petrol kaynaklarını “koruyor”

Makalede yine ismi verilmeyen ancak ABD Savunma Bakanlığı’nın Denetleme Baş Müfettişi’nin raporuyla da doğrulanan bir kaynağın iddiasına göre, Delta Crescent’in el attığı petrol sahalarında “değer biçme ve “savunma” görevleriyle her hafta söz konusu sahaları üç veya beş kez ziyaret eden, SDG içerisinde özel olarak bu görevle sorumlu 200 kişilik bir “Kritik Petrol Altyapısı” ekibinin varlığından bahsediliyor.

Makalede SDG Genel Komutanı Mazlum Kobani’nin ve yakın çevresinin ise ABD’nin Delta Crescent ile yürüttüğü projeye tam olarak bel bağlamakta ihtiyatlı oldukları ve ABD’nin Suriye yönetimine karşı daha ileri adımlar atmalarının arkasında durup durmayacağı konusunda emin olamadıkları aktarılıyor ve daha özel olarak, tarafların ABD’nin Suriye yaptırımlarından yalnızca tek bir Amerikan şirketini muaf tutup bütün olarak Rojava’yı muafiyet kapsamına almamalarının hoşnutsuzluk yarattığı ekleniyor.

Delta’nın işleyiş şeması ve ABD’nin Suriye ve Irak Kürtlerini birlikte çalıştırma girişimleri ve Türkiye’ye giden boru hatları

Makalede Irak Kürdistanı’nda istihbarat şefi olan Lahur Talabani’nin, Delta Crescent ve petrol sahalarıyla ilgili “ABD’nin kuzeydoğu Suriye’de kalma gerekçesi” yorumuna yer verilirken, yine Talabani’nin ifadeleriyle Mazlum Kobani’nin ABD Dışişleri ile bu konuyu görüşmeye başladığını ama IKBY’ye konuyla ilgili çok daha öncesinde ulaştığı aktarılıyor.

Sonrasında ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, IKBY ile, Suriye’den Delta Crescent’in getireceği petrolün işlenmesi için yardım edip edemeyeceklerini görüştüğünü belirten Talabani’nin, bu görüşmelerin Trump yönetiminin asker çekme kararından bir yıl öncesine uzandığın belirtmesi ise dikkat çekiyor.

Görüşmelere ve taraflar arası müzakerelere vakıf isimsiz bir kaynağa dayandırılan bilgiye göre, Delta Crescent’in IKBY ile yeni anlaşmalar kovalaması üzerine bölgesel yönetimin Lanaz rafinerisinin Suriye’den gelecek düşük kalite petrolü işlemek için kapasite artışına bile gittiği ancak Mansur Barzani’nin variline 19 dolar ödenen ve boru hatlarıyla Türkiye’ye gönderilen petrolden gelen gelirin yüzde 70’ini istemesiyle işlerin sürüncemeye girdiği ve yeni anlaşmaların durduğu ifade ediliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here