Evvelce tüm orman köylüleri yangın mükellefiyetine tabi idi.
Orman içi ve ormana 10 km mesafede bulunan köylüler bir orman yangınında görev almak
zorundaydı.
Yangında görev alacaklar yaş ve sağlık durumu dikkate alınarak her yıl yeniden belirlenir, isim
listeleri muhtarlıklarda askıya çıkarılırdı. Bu listede yer alanlar belli aralıklarla orman idaresi
tarafından yangın eğitimine tabi tutulur,kendilerine bazı söndürme araçları zimmetlenirdi. Yangın
mükellef listesi Muhtarlıklarda, ilgili Orman Bölge Şefliklerinde ve Jandarma Karakollarında
saklanırdı.
Her bölgenin yangın söndürme timleri zaman zaman tatbikata götürülür ve muhtemel bir yangına
anında nasıl müdahale edileceği,nasıl söndürüleceği öğretilirdi.
Resmi söndürme ekipleri ve söndürme araçları yangın yerine ulaşıncaya kadar birçok yangının
derhal söndürüldüğü bir gerçekliktir.1973 yılında Giresun Yağlıdere’de böyle bir yangın olayını
bizzat yaşadım ve yeni başlayan orman yangını bir saat içinde köylüler tarafından söndürüldü.
Yangında erken müdahalenin çok önemli olduğu biliniyor. Orman köylüleri bu işi hem yasal
sorumlu oldukları için hem de ormanı bir nimet olarak gördükleri için büyük bir titizlikle ifa
ederlerdi.
Yakacak odun ihtiyaçlarını bedelsiz temin ettikleri gibi her türlü kereste ihtiyaçlarını da onda bir
tarife bedeli ile satın alırlardı. Ormanla bütünleşen ahenkli bir yaşam içinde dikimden kesime
kadar her türlü orman işçiliği de tercihli olarak orman köylülerine birim fiyat üstünden ve aracısız
yaptırılırdı. Ola bildiğince adaletli bir uygulama ile adeta nimet külfet dengesi kurulmuştu.Bu
uygulama yangın zararlarını azalttığı gibi söndürme maliyetini de düşürüyordu.
Günümüzde orman köyleri Büyükşehir uygulaması ile mahalleye dönüşmüş,onlarca yılda
kazanılan köylü hakları da bir çırpıda sonlanmıştır. Yine uygulanan politikalarla da orman köyleri
büyük ölçüde terk edilmiş durumda.Her türlü orman işçiliği ise ihale usulü müteahhitlere
yaptırılmaya başlandı.Mükellefiyet sistemi , orman halk ilişkilerinin olumlu yönde gelişmesiyle,
yangınların anında söndürülmesine de vesile oluyordu. Çünkü köylüler kendilerini ormanların asli
sahibi gibi görüyorlardı.
Köy statüsünün değişmesi, orman işçiliğinin “vahidi fiyat” sistemi yerine müteahhite yaptırılması
köylerin boşalmasına vesile olduğu gibi yıllar itibariyle orman yangınlarının artmasının da bir
nedeni haline geldi.

Saffet Uygur


1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here