Gerçek enflasyon olan yüzde 44’ün yarısı kadar olmayan bir teklifte bulunuldu. Çok önemli bir şey var. Ne kadar zam gelirse gelsin bir başka sürpriz daha emekçileri bekliyor. Yılın ikinci yarısından sonra alınan zamların önemli bir kısmı vergi biçiminde devlete geri gidecek. Gelirleri arttığında bir üst vergi dilimine geçiyorlar ve daha yüksek vergilendiriliyorlar. Madem kârlılık iyi, ihracat iyi, ekonomi -muhtemelen- yüzde 10’un üzerinde büyütülüyor, otomotiv sektörüne kıyak yapıyorsunuz; neden aynı anlayışı işçinize ve memurunuza göstermiyorsunuz?

Prof. Dr. Mustafa Durmuş son dönemde ekonomideki gelişmeler ve TİS ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Işçilere enfilasyonunun altında ücret teklif edilirken, AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla otomotiv patronlarına yeni teşvik verildi.

Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre otomobillerin özel tüketim vergisi (ÖTV) matrahlarında artış yapıldı. Yüzde 50’lik ÖTV dilimindeki matrah limiti 130 bin liradan 150 bin liraya yükseltildi.

Matrah limitinin yükseltilmesiyle otomobil alımında şimdi daha az ÖTV ödenecek. Otomotiv sanayisinin uzun süredir talep ettiği ÖTV indirimi karşılanmış oldu.

Firmaların indirimleri yansıtması halinde ile sıfır otomobillerde yüzde 16’ya, ikinci elde de yüzde 10’a varan fiyat düşüşü bekleniyor.

Teşviğe ilişkin Evrensel’e konuşan Ekonomi-Politikçi Prof. Dr. Mustafa Durmuş, “Bu bir vergi kaybı anlamına geliyor. Çok muhtemeldir ki halkın ödemiş olduğu vergilerin üzerine bindirme biçiminde karşılanacaktır bu. Ama daha önemli bir soruyu sormamız gerekiyor. Şu günler, milyonlarca kamu emekçisinin TİS görüşmelerinin yapıldığı günler. Zam teklifi çok komik. Yılın ikinci yarısından sonra alınan zamların önemli bir kısmı vergi biçiminde devlete geri gidecek. Gelirleri arttığında bir üst vergi dilimine geçiyorlar ve daha yüksek vergilendiriliyorlar. Madem kârlılık iyi, ihracat iyi, ekonomi -muhtemelen- yüzde 10’un üzerinde büyütülüyor, otomotiv sektörüne kıyak yapıyorsunuz; neden aynı anlayışı işçinize ve memurunuza göstermiyorsunuz” dedi.

YÜKSEK VERGİ DİLİMİ NEDENİYLE ZAM BUHAR OLACAK

Prof. Durmuş, iktidarın bir süredir sermayeye verdiği destekleri inanılmaz biçimde artırdığını hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:

“Bu da en son örneklerden bir tanesi. Otomotiv piyasasını teşvik ediyor. İktidar, vergiler bakımından bu piyasanın en önemli ortaklarından bir tanesi olduğu için de bunu yapıyor.

Büyük sermaye gruplarının elde ettiği kârlara, ihracat rakamlarına baktığımızda, muhtemelen ikinci çeyrekteki büyüme yüzde 10’un üzerinde gelecek. İktidar da çıkıp ‘Bakın ekonomiyi büyüttük, işleri yoluna koyduk’ diyecek.

İhracat ve sanayideki kârın özellikle ucuz işçilik-göçmen/mülteci emeği üzerinden yürüdüğünü çok iyi biliyoruz.

İktidar ‘Ben otomotivde aldığım ÖTV’yi azaltıyorum’ diyor. Bunun iki boyutu var. Bu bir vergi kaybı anlamına geliyor. Vergi kaybını ne ile karşılayacaksınız? Bunun cevabı yok. Çok muhtemeldir ki halkın ödemiş olduğu vergileri üzerine bindirme biçiminde karşılanacaktır bu.

Ama daha önemli bir soruyu sormamız gerekiyor. Şu günler, milyonlarca kamu emekçisinin TİS görüşmelerinin yapıldığı günler. Zam teklifi çok komik. Gerçek enflasyon olan yüzde 44’ün yarısı kadar olmayan bir teklifte bulunuldu. Çok önemli bir şey var. Ne kadar zam gelirse gelsin bir başka sürpriz daha emekçileri bekliyor. Yılın ikinci yarısından sonra alınan zamların önemli bir kısmı vergi biçiminde devlete geri gidecek. Gelirleri arttığında bir üst vergi dilimine geçiyorlar ve daha yüksek vergilendiriliyorlar. Madem kârlılık iyi, ihracat iyi, ekonomi -muhtemelen- yüzde 10’un üzerinde büyütülüyor, otomotiv sektörüne kıyak yapıyorsunuz; neden aynı anlayışı işçinize ve memurunuza göstermiyorsunuz?

Yapılacak düzenleme son derece basit. Gerçekten adaletli bir vergi yükü dağılımı sağlanmak isteniyorsa, bir toparlanma söz konusuysa sermayeye sağlanan emekçilere de sağlanmalı. Vergi dilimi nedeniyle kaybın önüne geçmeniz lazım.

ÖTV’de olduğu gibi gelir vergisinde de matrahları yükseltin. 2021 için gelir vergisi dilimleri 24 bin liradan başlıyor. İkinci oran olan yüzde 20’nin 53 bin liradan başlıyor. Yapılacak şey belli, birinci ve ikinci vergi dilimlerinin matrahını yükseltmek gerekiyor. 24 bin lirayı 44-50 bin liraya, 53 bin lirayı 75 bin liraya çektiğinizde büyük ölçüde gelecek zammın önemli bir kısmının vergi dilimine girmesi nedeniyle devlete geri dönmesini engellemiş olursunuz.

Aslında işçilerin de memurların da aşırı vergilendirmeden kaynaklanan zararını da önlemiş olursunuz. Bir Cumhurbaşkanı kararı buna yeter.

Buradaki espri buna ilişkin düzenlemenin sadece ücretli ve maaşlılarla sınırlı olmasıdır. Bunu kesinlikle yapmak gerekiyor. Bunu emek örgütlerinin talep etmesi gerekiyor. Bu ülkenin işçisi, memuru, emeklisi otomotivcisinden daha mı değersizdir? Tam tersi onlar olmaksızın üretimin olması mümkün değil. Her zaman olduğu gibi haksızlığa uğrayan bu kesimler oluyor.”

“İŞÇİLER MÜCADELEYİ EKONOMİK MÜCADELE İLE SINIRLANDIRMAMALI”

Durmuş’a “MESS sözleşme süreci yaşanıyor. Metalde amiral gemisi otomotiv ve otomotiv sektörüne yeni bir teşvik verilmiş oldu. İşçiler bir sözleşme sürecinde. Ford 2021’de kârını yüzde 210 artırdı, Türk Traktör üretim ve ihracat rekoru kırdı. Çok ciddi kâr artışları bunlar. MESS şirketlerinde örgütlü sendikalar da anket çalışması yaptı. Şirketler bu kadar yüksek kâr elde ederken, işçilerin ‘aklındaki zam bile’ gerçek enflasyonun 10-15 puan altında. İşçiler neyi talep etmeli” sorusunu yönettik.

Durmuş’un yanıtı şöyle:

“Burada bir asimetrik durum var. Patronlar enflasyonun ne olduğunu çok iyi biliyorlar. Onlar yüzde 40 civarında enflasyon olduğunu biliyorlar. Örnek verelim yüzde 30’luk zam söz konusu olduğunda, vergi dilimini de dikkate almaksızın, ‘evet’ diyor. Aslında bu yanılsama. Bu biraz sınıf bilinci ile alakalı. Sendikalar işçileri bilinçlendirmek zorunda. Reel ücret nedir, erime nasıl ortaya çıkmaktadır, en temel bilgileri anlatmak zorunda.

İkincisi, işçiler tek başına zam pazarlığı ile nereye varabilir? Bunu güçlendirebilecek bir birlikte hareket de söz konusu değil. Böyle bir zammı aldıktan sonra spiral etkisiyle enflasonu daha da körükleyerek ya da vergi dilimi ile elinden alınacağının farkında olması gerekiyor. İşçiler mücadeleyi sadece ekonomik mücadele ile sınırlandırmamalı. Kuşkusuz bu çok önemli. Hemen hepsinin ortak keseni bu. Ama yaşadığımız gelişmeler bir şey ortaya koyuyor: Siyasal mücadele olmadığı sürece, iktidarı düşünmediği sürece ne enflasyonun ne de yoksullaşmanın önüne geçebilirler.”

Bir Cevap Yazın