Saray rejiminin ürettiği bunalımlı günler katmerleşerek devam ederken, bugünlerde bir adım daha öne çıkan iktisadi (dolar )krizin derinleşmesi ile yeniden erken seçim tartışması alevlendi. Burjuva iktisatçılarının dahi söyleyecek söz bulamaması ayrı bir sorun. Burjuva iktisatçılarına ‘’rest’’ çeken neoliberal politikaların tavizsiz uygulayıcısı Erdoğan ‘’şahsımı’’ izlemeye devam edin demek istiyor.

Rejimin geleceği yapılacak ilk seçimlerde netleşecek, beklenen sonuç rejim taraftarlarının kaybedeceğidir. Sonrası elbette her şey günlük gülistanlık olmayacak çünkü rejimin alternatifi Millet İttifakı topluma yeni bir Türkiye vaadini net olarak söyleyemiyor. Tek söylediği şey güçlendirilmiş parlamenter sistem olarak ifade edilen öneridir. Bunu da küçümsemeden önemsemek gerekiyor. Millet İttifakının bileşenlerine baktığımız zaman kapitalist sisteme karşı bir siyasi programa sahip değiller. CHP’yi Sosyal Demokrat parti olarak kabul edersek diğerleri sağ partilerden oluşuyor. Bu durumu bilerek beklentileri ve yapmamız gerekenleri konuşmalıyız.

Sosyalist devrimci hareketlerin, partilerin bu süreç içerisinde hangi durumda olduğuna kısaca göz gezdirsek konu açıklığa kavuşur.

Uzun süredir toplumsal mücadelelerde etkili olamayan sosyalistler açısından politik ortamın yoğunlaşması onlar açısından önemle değerlendirilmesi gereken bir durumdur. Kendileri belirleyici olmasalar dahi böylesi dönemlerde ciddi bir maddi gücün oluşmasını sağlayabilirler.

Söylemek istediğim şu HDP, Millet İttifakına dahil olsa, Türkiye siyaseti yeni bir siyaseti tartışacak, yeni bir Türkiye’yi konuşacak, ancak böyle bir durum ‘’bilinen’’ gerekçelerle mümkün gözükmüyor.

HDP’nin dahil olmadığı bir Millet İttifakına sosyalistim, devrimciyim, komünistim diyen hiçbir hareketin dahil olacağını düşünmüyorum.

Gerçek şudur ki HDP ve diğer sol- sosyalist partilerin, partisi olmayan sosyalist muhaliflerin, demokratların, ekolojik hareketlerin, sendikaların dışlanmış yok sayılmış kesimlerin toplamı bir araya gelmek durumunda.

Demokrasi için birlik anlamına gelen böyle bir araya gelişi anlamlı kıllan HDP nin %10 barajın üzerinde oy potansiyelinin olmasıdır.

TİP, SOL PARTİ, EMEP, TKP;  bildiğim kadarı ile seçimlere girmeye hak kazanmış partiler. Bunların dışında 45 ilde örgütlenmesini tamamlamış YEŞİL SOL PARTİ ’de bu sürece dahil olması mümkün gözüküyor. Partisiz hareketler, secime girme hakkını elde edememiş partiler ve toplumsal sivil örgütlerde bu sürece dahil olması demek önemli bir sinerjiyi güce dönüştürebilir.

Böylesi güçlü birliğe ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Sadece seçim için değil, çocukların, kadınların, ormanların, göllerin, hayvanların, emekçilerin, kimliği yok sayılanların velhasıl Türkiye’nin geleceği için önemlidir.

Saray rejimini sona erdirecek, Millet İttifakına çeki düzen verecek etkili bir siyasi güçten söz ediyorum.

Konu basit ve anlaşılır durumda, konuyu karmaşık hale getirmeye hiç gerek yok.

Sami Evren
 
Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü Fen Bölümü mezunu. TÖB-Der üyesi, 90’lı yıllarda Devrimci Öğretmenlerin örgütlenmesinde aktif görev aldı. Kamu çalışanlarının sendikal mücadelesinde önemli yeri olan Eğit-Sen’in kurucusu oldu. Siyami Erdem ve Cafer Yıldırım’la birlikte hazırladığı Eğitim Emekçileri Tarihi (Encümen-i Muallimin’den  Eğitim-Sen’e) kitabı 1995’te yayınlandı. 2.ve 4. Dönem KESK genel Başkanlığı yaptı. Kasım 2010’da KESK’de çalışan kadına yönelik taciz iddiasında kadının beyanı doğrultusunda örgütsel hukukun işletilmesini talep etti. Talebin yönetim kurulunca ret edilmesi üzerine KESK genel başkanlığından istifa etti. Özgürlükçü Sol haber sitesini kurdu. Site mahkeme kararı ile kapatıldı. Telgraf ve bianet’te yazıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here