Ali El Hemdan’ın öldürülmesine ilişkin yargılamada, sanık polis Fatih Karaca’nın avukatları, kurşun kalbe saplanmasına rağmen öldürme kastıyla hareket etmediğini savundukları failin işlediği cinayeti sıcak havaya bağladı.

MA’da yer alan habere göre; Adana’da Suriyeli 17 yaşındaki Ali El Hemdan’ı 28 Nisan 2020 tarihinde silahla kalbinden vurup öldüren polis Fatik Karaca’nın yargılandığı davanın dördüncü duruşması Adana 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Sanık Karaca, kasten öldürme suçundan yargılandığı duruşmaya tutuklu bulunduğu hapishaneden SEGBİS aracığıyla katıldı. Karaca’nın avukatları ile Adana Barosu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) ve Af Örgütü üyesi avukatlar ise salonda hazır bulundu.

Hemdan Ailesi’nin katılmadığı duruşmada mahkeme başkanı, izleyicileri 5 kişiyle sınırlandırırken, sivil polislere ise herhangi bir kısıtlama uygulanmadı.

Adli Tıp uzmanı dinlendi

Görülen duruşmada, Ali El Hemdan’ın otopsi raporunu düzenleyen Adana Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nde görevli adli tıp uzmanı Ziyaettin Erdem de dinlendi. Erdem, Hemdan’ın ölümüne dair hazırlanan otopsi raporuna değinerek, mermi çekirdeğinin Hamdan’ın kalbinden çıkarıldığını söyledi. Bunun üzerine hakim, Hemdan’ın ölümüne sebebiyet veren merminin doğrudan mı, yoksa sekerek mi kalbe saplandığını sordu.

Merminin önden arkaya düz seyirli olup, mermi çıkışı olmadığını söyleyen Erden, “Göğüsün alt bölgesinden kanın içerisinden kepçeyle alındı mermi. Vücudun hareket ettirilmesi nedeniyle mermi kaymış olabilir. Şahsın hareketi nedeniyle kanın içerisine düşebilir. Seken bir mermi için de bu ihtimal geçerli” ifadelerini kulandı.

Yeniden dinlenen sanık polis Fatih Karaca, önceki beyanlarını tekrarladığını belirterek, tahliyesini talep etti. Söz verilen iddia makamı da sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

Öldürme kastı yok(!)

Fail polis Karaca’nın avukatları ise, yaptıkları savunmalarda müvekkillerinin maktulü tanımadığı gibi öldürme kastıyla hareketini gerektiren bir durum olmadığını, neticeyi öngörmediği ve öldürme kastı taşımadığını öne sürdü.

Avukatlar, müvekkillerini şu sözlerle savundu: “Olay öncesine bakıldığında müvekkilimin sokağa çıkma yasağını ihlal eden şahıslar hakkında adli işlem yapmak üzere Bakanlık tarafından görevlendirilmiştir. Müvekkilim olay günü oruç tutmakta, maskeli ve epilepsi hastasıdır. Maktulü yanına çağırdığında maktul koşmaya başlıyor. Müvekkil maktulün peşinden gidip defalarca sözlü ihtarda bulunuyor. Olay yeri hem terör faaliyetleri hem polise yönelik saldırılar açısından bilinen bir yer. Müvekkilimiz bu nedenle silahını kurarak sokağa giriyor. Müvekkilimiz maktulü tanımıyor. Maktulün vefat ettiğini dahi anlamıyor. Maktulün yanına vefat ettiğini bilmeyerek sakince gidiyor. Vefat ettiğini görünce ‘benim de çocuğum var, ölme ölme’ diyor. Sonra da 112’yi arayarak haber veriyor.”

“Hava sıcaktı…”

Sanık Karaca’nın avukatları, mahkemeden Adana Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ne müzekkere yazılarak müvekkilinin kullandığı ilaçlar sebebiyle sinir sisteminde ani kasılmaların tetiklenmesinin ve ani kasılmalar sonucu silahın ateş almasını mümkün olup olmadığının sorulmasını da talep etti.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin bir özel hareket polisinin uykusuzluk sonucunda meslektaşını boynundan vurmasını “basit taksir” olarak kabul ettiğini belirten avukatlar, olay günü havanın sıcak olması ve epilepsi hastası olması gözetilerek müvekkillerinin tahliyesine karar verilmesini istedi.

Sanık avukatlarının ardından mahkeme heyetinden ÇHD adına söz Avukat Tugay Bek, davaya katılma taleplerinin tutanağa geçirilmesini talep etti. Hemdan Ailesi’nden vekalet alınmadığı gerekçesiyle katılma talebini reddeden mahkeme başkanının “3 kez reddettik, tekrar mı ret edelim?” demesi üzerine Av. Bek, “Biz haklı bir talebi ifade ettiğimizi düşünüyoruz. Reddedildiği tutanağa geçsin” yanıtı verdi.

Sanık polis Fatih Karaca’nın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, bir sonraki duruşmayı 9 Eylül 2021’e erteledi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here