fotoğraf Telgraf


Kamu hizmetinde çalışanlar için iş güvenliği olmasa da istihdam güvenliğinin olduğu yıllar geride kald
Kamu sektörünün esnekleşmesi süreci çalışanların sosyal haklarının aşınmaya başlaması ve
hizmetlerin ticarileştirilmesi, özelleştirilmesi ve taşerona verilmesi ile başladı. Geçici sözleşmeler,
düşük ücretli, sosyal haklar tanınmayan istihdam yaygınlaştırılırken kamu sektörüne karşı, özel
ekonomi ile kıyaslamalar da yapılarak topyekün harekete geçildi. Özel sektörde çalışma biçimleri ve
koşullarında işçiler işsizler açısından daha da kötüye doğru ve hızlı değişimler yaşanırken kamu da
benzer yapıya dönüştürüldü ve dayanıklılığı kaybettirildi.


Eğitim alanında bu süreç özel okulların teşvik edilmesi, eğitime ihtiyaç olan bütçe ayrılmaması, proje
okulları gibi ayrıştırmalar, yardımcı hizmetlerde taşeron şirketlerle ve geçici çalışma, sosyal haklarda
aşınmalar gibi müdahalelerle gerçekleştirilirken çok yetersiz öğretmen atamalarıyla birlikte sözleşmeli
atama ve ücretli öğretmen çalıştırma devreye sokuldu.
Eğitim öğretim yılında senelik veya dönemlik yapılan, kayırmacılığın işletildiği geçici sözleşmelerle
öğretmenlik yapan ücretli öğretmenler için istihdam güvenliği yok. Ücretleri asgari ücretin çok
altında. Ücretli öğretmenlik parça başı iş yapmak gibidir. İktidarlar tarafından değişen çalışma hayatı
ile bağlantılı olarak sık sık söylenen ‘çalışmak isteyene iş çok’ ile kastedilen iş örneklerindendir.
Kadrolu öğretmenlerin sosyal, özlük, demokratik hakları ve iş güvencelerinin sürekli aşındırılıyor
olmasıyla birlikte değerlendirdiğimizde ücretli öğretmenlik bu durumun devamı ve uç noktası gibidir.
Çalışma hayatında süren değişimin fotoğrafını verir. Özel okul öğretmeni, sözleşmeli öğretmen,
ücretli öğretmen, kadrolu öğretmen gibi sınıflamaların ötesinde içerikte yaşanan değişime, hak
kayıplarına ilişkisel baktığımızda bir öğretmen ‘kitle ’sinden bahsetmek mümkün değil. İşsizleri,
atanamayanları da dahil ederek bu parçalanmışlığı görmeden ifade edilen hak ve çıkarlar
rasyonaliteye uymuyor. Aksine bütünde bir parça üzerinden genelleştirme olur. Örneğin çalışma
hakkını dahil etmeyen herhangi bir talep mücadelesi eksik kalmış olur.
İstihdam ve iş güvencesi gibi sağlık, ekonomik ve sosyal haklar da yaşamın niteliğini, toplumsal
kazanımı belirleyen ödün verilmemesi gereken, aynı yeterliliğe sahip, aynı işi yapan insanların
oluşturduğu mesleğin dayanıklılığını müdahaleye açık hale getiren temel insan haklarıdır.
Öğretmenliğin uzmanlık gibi kariyer olarak basamaklandırılması ücretli öğretmenliği meşrulaştırmak
olacağı gibi yeni başka ayrıştırmalara da yol açabilir. Ekonomik açıdan açlık sınırının altında
çalışanlardan maaşlarına ‘uzman’ diye ek zam yapılan öğretmenlerin olduğu bir meslek sahası eğitimi
parça başı iş biçimine çevirmektir. Sadece öğretmenler açısından değil, öğrenciler açısından da
duruma göre elbise biçmeye dönen bir iş alanına çevirmek olur. Kariyer basamaklandırması okulda
hangi sınıflara hangi öğrencilerin alınacağından, yapılacak işlere, idareci seçimine kadar birçok
belirsizliğe gebedir. Bunlar parçalanmışlığı boyutlandırırken ticarileşmeyi ve sığlığı arttırır.

Arzunur Şimşek Evren

Bir Cevap Yazın