Ana Sayfa Makale Dipten gelen dalga, domino etkisi ve “açların yürüyüşü”(*) – Zeynel Özgün

Dipten gelen dalga, domino etkisi ve “açların yürüyüşü”(*) – Zeynel Özgün

0
Dipten gelen dalga, domino etkisi ve “açların yürüyüşü”(*) – Zeynel Özgün

İşçiler ayakta!

Hem de uzun süredir göremediğimiz şekilde ardı ardına doğrularak, haklarını adım adım kazanarak; bu gergin ve hızla değişen ülke gündeminde çoktandır görmediğimiz şekilde günlerdir ilk sıraya adlarını yazarak…

Bir şeyler oluyor ve olanlar çoğumuzun önceden kestiremediği yeni bir dalganın birbirine eklenen halkaları gibi yayılıyor. Direniş deneyimlerini birbirlerine aktararak ve bunu önceden planlamadan, hesabını yapmadan, kendiliğinden ve en doğal haliyle yaparak her gün yeni bir direniş dalgasının haberine uyanmamızı sağlıyorlar.

Trendyol, Ferplas, Yemek Sepeti, Yurtiçi Kargo, Çimsataş, Oppo, BBC, , Türk Metal, Kayı İnşaat işçileri, Uğur Tekstil, Özak Tekstil, Mitsuba, Carrefour, A101, Şok Migros Uzel, Tüvtürk, Lila Kağıt Çınartaş, Şişli Belediyesi İGA, İstanbul Finans Merkezi, Bakırköy Belediyesi, Flomak Tekstil, Sinbo, Akkuyu Nükleer Santrali, Aras Kargo, Sürat Kargo, Aksa Jenaratör, Şimşek Çorap, Erdal Çorap, Digitürk, Migros depo…

Bunlar ilk anda sayabildiklerimiz. Birbirinden ayrı ama birbirinin deneyimlerinden beslenerek ortaya çıkan direniş odaklarının sayısı her gün artıyor.

Gün geçtikçe etkisi daha da artan ekonomik kriz, kuşkusuz en çok emekçilerin canını yakıyor. Gerçekleştirilen işçi eylemlerinde temel talepler ekonomik haklar üzerinden ifade ediliyor ama aslında olgunun kendisi daha büyük bir şeye işaret ediyor.

Henüz bu benzetmeyi yapmak için belki erken veya bunun için henüz yeterli veri birikmemiş olabilir fakat, gerek ülkedeki ekonomik krizin boyutu ve gerekse emekçilerin bu krize karşı giderek büyüyen hoşnutsuzluğu 70’li yılların Türkiye’sine benzer bir manzarayı akla getiriyor. Özellikle 70’li yılların ikinci yarısında irili ufaklı işçi eylemleri giderek yayılmış, özel sektör çalışanlarının yaptığı bir dizi eylem gerçekleşmiş, parça parça gerçekleşen işçi direnişleri hızla kitleselleşmişti. Bu dalga 1980 yılının Ocak ayındaki Tariş direnişiyle de zirveye çıkmıştı.

70’li yıllardaki direniş dalgasının en önemli özelliği ise, işçi eylemlerinin bu dönemde politik bir karakter kazanmış olmasıydı. Hem işçi direnişlerinin yaygınlaşıp kitleselleşmesinin hem de bu direnişlerin politik bir karaktere kavuşmasının en görünür yanı hiç kuşkusuz o günden sonra neredeyse tekrarını bir kez daha göremediğimiz kitlesel 1 Mayıs mitingleri olmuştu. Bu süreç politik bilinçle yoğrulan bir emek hareketinin ortaya çıkmasını sağlamış ve böylece eşsiz bir tarihsel deneyim yaşanmıştı.

90’lı yıllar ise emek hareketinde başka bir dalgayla dikkat çekmişti. 12 Eylül darbesinin yarattığı karanlık ve bu karanlığın etkisiyle oluşan suskunluk döneminin aşılmasında kamu emekçilerinin direnişi büyük katkı sağlamış, bu eylemlerin ardından kamudaki sendikal örgütlenme hakkının elde edilmesi hem emek hareketine hem de ülkenin politik atmosferine yeni bir soluk katmıştı. Kamu emekçilerinin 90’lardaki direnişi ve örgütlenme hareketi de politik karakterinden dolayı emek alanından önemli kazanımlar elde edilmesine zemin hazırladı.

Şimdi Türkiye yeni bir emek hareketi dalgasıyla karşı karşıya. Bu dalganın, yükseldiği gibi hızla sönüp gitmemesi bu hareketin kendine nasıl bir karakter kazandıracağıyla, ya da kalıcı bir karaktere sahip olup olamayacağıyla yakından ilgilidir.

Emek örgütlerine düşen görev bu dalganın üzerinde sörf yapmaktan çok, bir yandan direnişleri destekleyip büyütürken öbür yandan bu harekete politik bir karakter kazandırmanın nasıl mümkün olabileceğine kafa yormak olmalı. Birbirinden kopuk gibi görünen ama aynı zamanda birbirini besleyen bu direniş hareketleri arasında yatay ilişkilerin nasıl kurulabileceği, bu emek özneleri arasında görülen deneyim aktarma pratiğinin örgütsel bir yapıyla nasıl sağlanacağının yanıtları son derece önemlidir.

İşçiler hakları için direniyor ama henüz açlar yürümedi!

(*) 1962’nin 3 Mayıs’ında İnşaat İşçileri Sendikasının işsizler için aldığı bir eylem kararıyla 5 bin işsiz emekçi, Ulus’tan   TBMM’ye yürümüş ve bu eylem emek mücadelesi tarihine “Açların Yürüyüşü” olarak geçmiştir.



CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here