Dizinin diğer bölümleri için:

DİZİ | Siz gerçekten sadece kanal mı yapılacak sanıyorsunuz? – Mimar Zafer Şimşek [1]
DİZİ | Milyar dolar mı, milyon dolar mı? – Mimar Zafer Şimşek [3]

Ark ya da kanal, insan eli ile yapılmış, sulama ya da ulaşım amacı ile kullanılan su yoludur. Akma hızı fazla olmayan ırmaklar geçmişten günümüze hep ulaşım için kullanılagelmiştir.

Bu ırmakların birbirlerine yakınlaştığı yerlerde kanallar açılmak suretiyle ulaşım daha da kolay hâle getirilmiştir. Esas katkısı ise her ne amaç ile açılmışsa; zaman, finans ve çevresel yönde pozitif etki etmesidir.

Bilinen en eski kanal milâttan önce yaklaşık 4000’li yıllarda Mezopotamya’da yapılmıştır. Eski zamanların en uzun kanalı ise Büyük Çin Kanalı’dır.

1794 km uzunluğundaki kanal İmparator Yang Guang’ı, Pekin ve Hangzhou  Guang arasında taşımak için yapılmıştır. Proje resmî olarak 605 yılında başlamış olsa da ilk temelleri milâttan önce 486 yılında atılmıştır.

Şekil 1 : Büyük Çin Kanalı

Türk tarihinde de Sokollu Mehmed Paşa, Don-İdil ırmakları ile Kızıldeniz-Akdeniz bağlantılarını sağlamak için kanal projeleri tasarlamıştır. Fakat kendi bu işleri savaşlara ve finansal sebeplerden gerçekleştirememiştir.

 Daha sonra bu projelerden Süveyş’i İngilizler, Don-İdil’i Ruslar hayata geçirmişler ve ulaşımda yeni bir devir açmışlardır. Bunun yanında Amerikalıların açtığı Panama Kanalı da yeryüzündeki en önemli kanallar arasındadır.

 Yapılan bütün kanalların temel amacı zamandan kazanmak, finansal yönden katkı sağlaması ve güvenlik risklerini minimuma düşürmektir. Güvenlik risklerini düşürmek, birçok kez zaman ve finansal yönün arkasından yeterince önemsenmez.

 1760’da başlayan ‘Sanayi Devrimi’ ile birlikte en önemli kavram hız idi. Hız ise daha fazla para, daha fazla zenginleşme anlamına geliyordu. Yani 1760 dan beri yapılan büyük çaplı mega, giga ve tera projelerin tamamına yakını insan güvenliği ve sağlığı için değil, daha fazla zenginleşme içindi.

 Ama gelin görün ki 23 Aralık 2019 da yayınlanan Kanal İstanbul Nihai ÇED Raporunda AKP iktidarı sanayi devrimi ile başlayan 261 yıllık süreçte, Mega Projelerde güvenlik faktörünü birinci önceliğe aldığını iddia eden ilk siyasal erkti. Özellikle bunu AKP iktidarının yapması çok anlamlıydı. Paradan önce insan diyorlardı.

Tabii İNANIRSANIZ!

Bir önceki yazı dizimde belirttiğim gibi, ÇED Raporunda projenin temel amacı boğazların güvenliğini sağlamak olduğu iddia ediliyordu.

Peki öyle miydi?

Öncelikle Kanal İstanbul’u inşa etmek isteyenler tarafından sürekli referans gösterilen Panama Kanalı ve Süveyş Kanalı’nı inceleyelim.

Süveyş Kanalı, Akdeniz’i Kızıldeniz’e bağlayan ve Mısır’ın Osmanlı idaresinde olduğu dönemde açılan kanal. Sina Yarımadası‘nın batısında yer alan Kanal, 193,3 kilometre uzunluğunda ve en dar yeri ise 313 metre genişliğindedir.

Kanal, Afrika çevresinde dolaşmaya gerek kalmadan Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlar. Dünyanın en önemli su yolları arasında yer alır.

Eski gemiciler ticarette çok uzun yol ve mesafe kat ettikleri için böyle bir kanal yapma gereksinimi ortaya çıkmıştır.

Dünyada kapakları olmayan en uzun kanaldır. Diğer kanallarla karşılaştırıldığında kaza oranı hemen hemen sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir.

Güney Avrupa ülkeleri ile Basra Körfezi ülkeleri arasındaki deniz ticaretinin canlanması, Süveyş Kanalı’nın dünya ticaretindeki öneminin artmasına olanak sağlayacak bir durumdur. Yani ticari önemi çok büyük

En uzun rotada 24.446,4 km yol kısaltır, 30 gün seyir süresi vardır, 29 gün yolu kısaltır.

Şekil 2: Süveyş Kanalı

Panama Kanalı, Orta Amerika’nın en güney ülkesi Panama topraklarında yer alır ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus’u birbirine bağlayan su kanalıdır.

77 kilometre uzunluğundadır. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 26-28 metredir. En dar yeri 91 metre, en geniş yeri 300 metre, derinliği ise 13 metre civarındadır.

Bugün New York’tan San Francisco’ya giden bir geminin, Panama Kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu’nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.

En uzun rotada 20.001,6 km yol kısaltır, 25 gün seyir süresi vardır, 24 gün yolu kısaltır.

Şekil 3: Panama Kanalı

Kanal İstanbul, yapılabilirse eğer İstanbul’un Avrupa yakasında Karadeniz’den Marmara Denizi’ne uzanması tasarlanan bir su yolu projesidir.

Kanalın uzunluğu 44,7 km; genişliği yüzeyde en dar yerinde 360 m, tabanda ise yaklaşık 275 m olacak. Suyun derinliği ise 25 m olacak.

Bu kanalı kullanan bir gemi Süveyş veya Panama kanalı gibi binlerce km yol kısaltmayacak. Dünyanın herhangi bir ucundan herhangi bir ucuna giderken bu kanal sayesinde günlerce yolculuk etmekten de kurtulmayacak.

Aksine kanal sayesinde az da olsa süre ve zaman olarak kaybediyor.

Kısalttığı yol yok 0 yani, 13 km yolu uzatıyor. Seyir süresi 3 saat olacak, 0 gün 0 saat 0 dakika yol kısaltıyor, üstelik 30 dakika yolu uzatıyor.

Dünya’da bir ilk ama diğer tüm kanallardan bu zıt yönüyle bir ilk.

Şekil 4: Kanal İstanbul Simülasyon Görseli

Projeyi gerçekleştirmek isteyenlerin yıllardır halka anlattıkları temel mottoları hayal olan her şeyi kendilerinin gerçekleştirdiği iddiasıdır.

Evet bu ters mantıkla dünyada kimsenin hayal bile edemeyeceği bir şeyi gerçekleştirmek istiyorlar.

Bir atasözümüz sanırım bu konuyu gayet iyi özetliyor ;

Herkes gider Mersin’e biz gideriz tersine.

Ben de diyorum ki; Dünya gider düzine AKP gider tersine

Peki Kanal İstanbul ile boğazda güvenlik artacak mı?

İstanbul Boğazı’nın en dar yeri 698 m genişliğindedir. Kanal İstanbul’un 360 m. Derinlik boğazda 110 m, kanalda beton kalınlığı da çıkınca 21,75 m.

Bugün boğaz trafiği eskisi gibi çift yönlü değil, tek yönlüdür. Günümüzde tankerler boğazlardan sadece gündüz geçebilirler. Bu geçişlerinde ise 250 metrenin üzerindeki tankerlere hem kılavuz kaptan hem de römorkör refakat etme zorunluluğu bulunuyor.

Bu önlemler sayesinde 25 yıldır önemli bir kaza yaşanmamıştır. Alınan emniyet önlemleriyle kaza riskini sıfıra yakın düşük seviyeye gelmiştir. Boğazlarımız dünyanın en emniyetli su yollarındandır.

Şekil 5: Dünya Üzerindeki Önemli Kanalların Kaza Karşılaştırılması

Tabloda da gördüğünüz gibi İstanbul Boğazı en fazla geçişe sahip olmasına rağmen en az kaza olan su geçiş yoludur.

 en güvenli Kazaların önemli bir sayısı dümen kitlenmesi ve makine arızası gibi geminin kendi iç teknik materyallerinden kaynaklanmakta olup, kanalın bu tür arızaların oluşumunu önlemesini beklemek rasyonel olmayacaktır, aynı kazalar orada da olabilir ve sonuçları çok daha hasarlı ve hatta ölümcül seviyelerde olabilir.

Bir gemiyi ister boğazdan, isterseniz kanaldan, baştan kıçtan römorkörler eşliğinde, kılavuz kaptan dahil, her türlü tedbiri alıp geçirin, o geminin makine dairesinde bir yangının çıkmasını ve kısa sürede yangının tüm gemiyi sarmasını, hatta infilak etmesini engelleyemezsiniz.

Bu kriterler göz önüne alındığında bir geminin boğazdan geçiyor olması, kanala göre çok daha güvenlidir. Çünkü o yanan gemiye söndüren römorkörler her açıdan yaklaşabilir, gemiyi çevirebilir, çekebilir ve çok daha etkin müdahalede bulunabilir.

Böyle bir durumda kanalın etrafındaki planlanan yaşam alanları Boğaz’a nazaran çok daha yakın olacağı için, ve üstelik de kanal boyunca birkaç geçiş köprüsü olacağından ötürü, patlama veya çıkan zehirli gazlar nedeni ile, sonuçları çok daha vahim, hatta ölümcül olabilir.

Bir sonraki yazı dizimizde kanaldan beklenen finansal verilere bakıp, bu verilerin gerçekleşip gerçekleşemeyeceğini inceleyeceğiz.

Mimar Zafer Şimşek: “Sürdürülebilir Kentler Gelişim Sürecinde Mega Projeler; Kanal İstanbul Projesi Üzerine Değerlendirme” konulu yüksek lisans tez çalışması devam ediyor. 3 yıldan uzun zamandır aydır Kanal İstanbul üzerine çalışmalar yapıyor. 2014 yılından beri ‘Mimarlık’, ‘Mimarlık ve Kentleşme İlişkisi’ ,‘Mimarlık ile Siyaset İlişkisi’, Mimarlık ve Kült Liderler İlişkisi’ ve ‘Türkiye Seçimler Tarihi ve Siyasi Seçmen Analizi’ konulu çeşitli araştırmalar yapıp ve yazılar yazmakta.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here