Söz vermek bir mana ise “Sözü Tutmak” bin bir mana…

Herkes söz vermesini bilir ama “Şeref” yürekli olana..

Büyüme çağımda babam ve annem ve okula başladıktan sonra da öğretmenlerim dürüst olmayı öğütlemişlerdi. Dürüst olmak kavramının bir erdem değil zaten insan olmanın gereği olduğunu vurgulardı babam. Dürüst olmak deyince de verdiği sözleri tutmak konusu epeyce önemli bir karakter unsuru olmuştu. Zaten insanız ya; dürüstlük adına (yani insanlık) sözümüzü tutacağız.

Halkımız bu söz tutmaya “sözünün eri olma” deyimini yerleştirmiş. Ne kadar harika bir deyim…

Dudaklarımızdan dökülen sözler, gönlümüzün sıcaklığı ve aklımızın yetisi olmalıdır. Arkadaşlarımıza verdiğimiz sözler, sevgilimize söylediğimiz “böyle olsun” lar, yapabileceklerimizi gönül rahatlığı ile yerine getirebileceklerimizi belirtiyor. Yaşamın diğer coğrafyasında, özellikle “iş hayatımızda “ verilen sözler: tutarlılığı, devamlılığı, ortaklığı, sözleşmeye bağlılığı ve bunların birçok yapı içinde ilişkiler manzumesi altında devamını ve saygısını var edebilmeyi olur kılabilmek için irade altında çabayı gerektirir. Çaba deyince akla, “elinden geleni yaptı sözünü tutamadı” mazereti akla gelmesin. Böyle ihtimaller altında zaten çoğu zaman “söz verdim” denmiyor.

Sözünün eri olmak maalesef günümüzde erdem sayılıyor; dünya yalana peşkeş çekmiş, ye kürküm ye.  “’Sadece gerçekleri birazcık olsun değiştirdik” sözüne kulak vermeli miyiz? Hiç sanmıyorum. Gerçek nasıl değişir ki? İnsanların doğrularının gerçekler karşısında farklılık gösterebileceği düşüncesi biraz ötede dursun. Sözünün eri olmak bunların epeyce üstünde bir “adam/kadın olma” özelliği.

Hayatın herhangi bir ortamında, insanların birbirlerine verdikleri sözler mesela, yerine getirilmesi gereken “görev ve sorumluluktur”. Şirketlerin birbirlerine verdikleri sözler de öyledir. Çoğu zaman yazılı sözleşmeler ile güvence altındadırlar ancak epeyce tutulmayan sözlere karşı açılmış davalar da ortadadır. Şirketlerin yöneticilerinin de “adam/kadın olma” özellikleri yazılı sözleşmelerin dışında ağızlarından çıkan sözleri tutma kabiliyetinden, ancak daha değerlisi, iradelerinden geçer. Tutarlılıklarından, ısrarlı mücadelelerinden ve sonuç alma gücünden geçer. Bunu yapamayacaksan ağzını açmayacaksın, pis kokar.

Er kelimesini es geçtiğimi sanmayın; biraz yazayım da sonra “er” ne demek bahsedeyim diye düşündüm.

Er, basitçe, üretimin ağasıdır. Er erkektir, kadındır; üretimi gerçekleştirendir. Sözünün eri de, sözünün gereğini üretendir. Şeref üretenindir, yüreğine sağlık…

Kimileri bulutların üstünde tahtlarda oturur. Sanki tanrıdır ve ahkâm keserler; “sözler verirler”; insanları sadece kendi küçük kafalarına göre şekillendirmek isterler. Aslında üretime ağa olamazlar; zira ne gönülleri ne de beyinleri böyle harika birisi olabilmekten uzaktırlar. Peki, neden o tahttadırlar? Cevabı basit, kendisi ER olamayanların (ve doğamayanların) er taklidi yapsınlar diye seçildiklerindendir.

Bugün bu konuda yazdım. İçime bir ateş düştü. Ex olmadan Er olanlara bir saygı ve selam göndereyim dedim. Er olmayanlar alınmasınlar; onlar için hap üretildi. Hayırlar ile…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here