Çalışma yaşamı, son yıllarda büyük bir değişim sürecine girmiştir. Esnek ve güvencesiz istihdamın yaygınlaşması yanısıra özellikle teknolojinin gelişmesiyle beraber ortaya çıkan yeni çalışma modellerinden biri olan dijital platformlar ve bu platformlarda çalışanlar “işyeri” ve “işçi sınıfı” tanımında uzun zamandır yapılan tartışmalara yeni bir boyut kazandırmıştır.

İnternetin rolü hayatımızın her alanında olduğu gibi, çalışma yaşamında da her geçen gün daha fazla önem kazanmaktadır. 2000 yılların başında ortaya çıkan dijital platformların çalışma yaşamına etkisi giderek daha fazla hissedilmekte ve çalışma yaşamını da dönüştürmektedir.

Bu dönüşümlere ilişkin diğer bir olgu da, Mart 2020’den beri COVID-19 küresel salgını, uzaktan çalışma düzenlemelerinde artışa yol açmış, dijital ekonominin büyümesini ve etkilerini güçlendirmiştir.

Teknolojik gelişmelerin sermayeye sağladığı birçok avantajdan biri de dijital platformlardır. Dijital platformlar, aracılığıyla kurulan iş ilişkileri sayesinde, ihtiyacı olduğu anda ve ihtiyacı olduğu süre zarfında, herhangi bir sosyal maliyete katlanmaksızın, aradığı beceri seviyesindeki işgücüne ulaşabilmektedir. Bu durum işletmelere maliyet avantajı ve rekabet üstünlüğü sağlarken, aynı zamanda iş sürecini vaya işi dışsallaştırmaktadır. Yani işyerinin dışına taşımaktadır.

Sermayenin aksine bu durum çalışanlar için bir dezavantaj yaratmakta olup, çalışma hakları bakımından kayıplar yaşamasına ve geleneksel iş ilişkisindeki yasal koruma kapsamı dışında kalmasına yol açmaktadır.

Dijital platform çalışanlarının çalışma koşulları incelendiğinde, serbest çalışan statüsünde kabul edilen platform çalışanları, sosyal koruma maliyetlerini tamamen kendileri üstlenmek ya da sosyal koruma kapsamı dışında kalmak arasında tercih yapmak zorundadırlar. Ayrıca dinlenme süreleri, ücretli izinler, asgari ücret vb. çalışma koşullarını düzenleyen yasal düzenlemelerin kapsamı dışında kalmaktadırlar

Günümüzde platform çalışanlarının sayısı arttıkça, platform çalışma koşullarının getirdiği olumsuzluklar daha fazla dikkat çekmeye başlamıştır. Serbest çalışan statüsüne ilişkin açılan davalarda, yargının çoğunlukla platform çalışanları lehine kararlar verdiğini, platform çalışanlarını işçi statüsünde kabul ettiği görülmektedir. Yine de birçok ülkede dijital platform çalışanları serbest çalışan statüsünde çalışmaya devam etmektedir. Özellikle Uber vb. yerel platform çalışanlarının ulusal yasal düzenlemelerin yeniden revize edilmesi yolu ile en kısa sürede ücret ve çalışma koşulları bakımından işçiyi koruyan yasal düzenlemelerin kapsamına alınması gerekmektedir.

Ayrıca dijital platform çalışanlarının örgütlenme faaliyetlerine ilişkin çok farklı yaklaşımlar oluşmakta, kimi ülkelerde hiçbir sendikaya üye olamazken, kimi ülkelerde yalnızca işveren, kimi ülkelerde yalnızca işçi sendikalarına üye olabilmektedirler. Kimi ülkelerde ise yalnızca dijital platform çalışanları için kurulmuş sendikalara üye olabildikleri görülmektedir. Bu uygulama farklılıkları hem dijital platform çalışanlarının sendikal haklarını kullanması önünde engeller oluşturmakta hem de günümüzde diğer atipik istihdam biçimleri ile kendi içinde zaten parçalanmış olan işçi sınıfını daha fazla bölmektedir.

Diğer taraftan, sendikaların geleneksel yapılarının özellikle küresel platform çalışanlarının sorunlarına çözüm olma potansiyeli oldukça zayıftır. Yasal düzenlemelerin revize edilmesi tek başına özellikle sendikal hakların kullanımı bakımından yeterli değildir. Sendikalar da geleneksel yapılarını dijital platform çalışanlarını da kapsayacak şekilde değiştirmelidir. Bununla birlikte küresel düzeyde faaliyet gösteren platform çalışanları için küresel sendikal örgütler mevcut yapıları içinde çalışanların ihtiyaç duydukları dayanışma ağları oluşturmalı, aynı veya benzer sorunlar yaşayan çalışanların hem birbirlerine destek olabilecekleri hem de gerektiğinde küresel sendikal örgütten destek alabilecekleri mekanizmalar oluşturmalıdır.

Hüseyin Çağlar: 1987 yılında Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden mezun oldu. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından 3 yıl cezaevinde kaldı. 1993 yılından itibaren SSK İzmir İl Müdürlüğü’nde çalıştı. 679 sayılı KHK ile ihraç edildi. İzmir’de Demokrat Söylem gazetesinin kuruluşu, hazırlanmasında ve Tüm Sosyal Sen ve Büro Emekçileri sendikalarında yönetim kurullarında görev aldı. Halen Yeşil Sol Parti İzmir il örgütü Eşsözcülüğü ve Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) yürütme kurulu üyeliği yapmaktadır. Yeni Bakış gazetesinde ekoloji yazıları yazmaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here